5 Aralık 2012 Çarşamba
Persi
Bir suredir cumlelere ve isim tamlamalarina gecti.
Ipad nerdesin?
ilk cumlesiydi :) Bir sure Ipad'i cikartmadim ortaya, kayboldu, bulamiyorum bahanesiyle. Sonuc bu oldu :)
Annenin saci, Ece'nin kulagi gibi bir suru isim tamlamalari mevcut.
Soru eki olayini da cozmus gibi.
ister misin? - iste
gelir misin? - geli
vereyim mi? - vereyim
sonuncusu biraz zorladi kuzucugu :)
Bir iki hafta once doga tarihi muzesine gittik, hayran oldu iceride gordugu hayvanlara. Oradan dagarcigina giren kelimeler gergedan ve hipopotam oldu.
Bir suredir tesekkurler kelimesini ogretmeye calisiyordum, zor geliyor, israrla soylemiyordu. Ben de dusundum, zaten Isvicre'nin fransizca konusulan bolgesinde yasiyoruz, tesekkurler yerine mersi dese de olabilir, hem cok daha kolay :) Onu hemen kapti, ama kucucuk bir farkla:
Persi
25 Ekim 2012 Perşembe
Oyunoyniya
Su siralar Ece'nin en favori kelimesi (cumlesi de denebilir ama sanirim birlesik bir kelime olarak kullaniyor), oyun oynayalim anlaminda :). Ilk basta oyunoyna diyordu, son zamanda degistirdi. Bu aralar kelimelerin sonuna cesitli ekler koyarak varyasyonlar yapiyor.
Aksam eve geldigimde mutfakta yemekle ilgilenirken yanima geliyor, bir yandan bacagimdan cekistirip bir yandan da oyunoyniya, oyunoyniya diyor.
Sabah ise giderken gitmemi istemiyor, oyunoyniya, oyunoyniya diye israr ediyor.
Sabahlari evden cikarken icim eziliyor bu aralar. O kadar belli ki gitmemi istemedigi. Sariliyor, opuyor, her turlu sirinligi yapiyor. Sonucta cok olay olmuyor, bir aglama krizine girmeden ikna edip cikmayi basariyorum her sabah ama ben kendimi ikna edemiyorum sanirim :(
Bakiciyla arasi iyi, beraber guzel zaman geciriyorlar. Bakici onu seviyor, Ece bakicisini seviyor, ama yine de benim aklim evde Ece'nin yaninda kaliyor.
Haftada iki gun evden calisiyorum ama son donemde pek calistirmiyor beni. Calisma odasinin kapisinin onune gelip vuruyor, sesleniyor, olmadi agliyor. Ben de bir yere kadar dayanabiliyorum disari cikmadan.
Ayrilik kaygisi tavan yapmis durumda, yan odaya gidemiyorum. Gorus alaninda olmam gerekiyor mutlaka.
Buyudukce azaliyordu hani?
Aksam eve geldigimde mutfakta yemekle ilgilenirken yanima geliyor, bir yandan bacagimdan cekistirip bir yandan da oyunoyniya, oyunoyniya diyor.
Sabah ise giderken gitmemi istemiyor, oyunoyniya, oyunoyniya diye israr ediyor.
Sabahlari evden cikarken icim eziliyor bu aralar. O kadar belli ki gitmemi istemedigi. Sariliyor, opuyor, her turlu sirinligi yapiyor. Sonucta cok olay olmuyor, bir aglama krizine girmeden ikna edip cikmayi basariyorum her sabah ama ben kendimi ikna edemiyorum sanirim :(
Bakiciyla arasi iyi, beraber guzel zaman geciriyorlar. Bakici onu seviyor, Ece bakicisini seviyor, ama yine de benim aklim evde Ece'nin yaninda kaliyor.
Haftada iki gun evden calisiyorum ama son donemde pek calistirmiyor beni. Calisma odasinin kapisinin onune gelip vuruyor, sesleniyor, olmadi agliyor. Ben de bir yere kadar dayanabiliyorum disari cikmadan.
Ayrilik kaygisi tavan yapmis durumda, yan odaya gidemiyorum. Gorus alaninda olmam gerekiyor mutlaka.
Buyudukce azaliyordu hani?
3 Ekim 2012 Çarşamba
yeni kelimeler ve k
Ece k yerine ça diyor :)
Şoyle ki:
şapça (şapka)
çapça (kitap)
çamne (kalem)
ça (kalk)
abça (ayakkabı)
Not: Daha önceki posta yazdıgım kelimelerin k'leri sessizmiş meğer :)
Şoyle ki:
şapça (şapka)
çapça (kitap)
çamne (kalem)
ça (kalk)
abça (ayakkabı)
Not: Daha önceki posta yazdıgım kelimelerin k'leri sessizmiş meğer :)
23 Eylül 2012 Pazar
Sen
Ece'yle konusmalarimizda sen kelimesini cok kullaniyoruz. Sen yap, sen ye, senin, vs.
O da artik kendinden bahsederken sen diyor :)
Farkinda olmadan bir kavram kargasasi yaratmisiz.
Zor tabi ben ve sen arasindaki farki anlamasi.
Simdi konusurken onun agzindan konusmaya calisiyoruz. Yardimci olur belki anlamasina diye :)
Cok sevimli oluyor konusurken :) Dinlemeye doyamiyorum. Istedigi bir sey icin ust uste bir kac kez "ver" demesi, sabah uyanip yanimiza geldiginde ilk soyledigi seylerden birinin "aypadci (ipadi)" olmasi, ondan surekli kacan Bilbo'ya eliyle beraber "gel gel gel" demesi, her gun yeni bir kac kelime soylemesi, cook tatli.
17 aylik oldu gecen cuma. 1 hafta once tek uykuya gecis yaptik. Tek uykuyla beraber yemek duzenini degistirdim birazcik. Uykusunu erkene cekip, ogle yemegini uyku sonrasina aktardim, 8:30'da kahvalti, 10:30'da sut ve meyve, 11:00 - 11:30 gibi uyku. 13:30 - 14:00'da ogle yemegi, 18:30'da aksam yemegi yiyor. Bu sekilde olunca da ogle yemegi ile aksam yemegi arasinda cok zaman oldu. Bakalim...
Cok sevimli oluyor konusurken :) Dinlemeye doyamiyorum. Istedigi bir sey icin ust uste bir kac kez "ver" demesi, sabah uyanip yanimiza geldiginde ilk soyledigi seylerden birinin "aypadci (ipadi)" olmasi, ondan surekli kacan Bilbo'ya eliyle beraber "gel gel gel" demesi, her gun yeni bir kac kelime soylemesi, cook tatli.
17 aylik oldu gecen cuma. 1 hafta once tek uykuya gecis yaptik. Tek uykuyla beraber yemek duzenini degistirdim birazcik. Uykusunu erkene cekip, ogle yemegini uyku sonrasina aktardim, 8:30'da kahvalti, 10:30'da sut ve meyve, 11:00 - 11:30 gibi uyku. 13:30 - 14:00'da ogle yemegi, 18:30'da aksam yemegi yiyor. Bu sekilde olunca da ogle yemegi ile aksam yemegi arasinda cok zaman oldu. Bakalim...
10 Eylül 2012 Pazartesi
Ece'ce
Iki hafta icinde soyledigi kelime sayisi inanilmaz artti. Neredeyse konusuyor. Kullandigi kelimeleri unutmadan yazmam lazim.
Anne
Baba
Ece
Nono (bakicisi nurten hanim)
Bada (buyukbaba)
Dede
Annen (anneanne)
Manne (babaanne)
Amna (amca)
Dayi
Bilbo
Abka (ayakkabi)
Saç
Ayak
Badak (bacak)
Eli (el)
Burun
Agiz
Dil
Popo
Menim (benim)
Meni ( gemi)
Taator (traktor)
Aaba (araba)
Bisi (bisiklet)
Otur
Asagi
Ini ( in-indir)
Bini (bin-bindir)
Giydi (giydir)
Ver
Açi (aç - kemer icin, ozellikle araba koltugunda)
Doydu (doydum)
Emne (ekmek)
Muu (muz)
Patak (pirinc patlagi)
Suu (su)
Etikit (etiket)
Aslan
Papan (papagan)
Hovhov (kopek)
At
Kedi
Ayicik
Aydede
Aype (ipad)
Bunu
Onu
Sunu
Top
Banyo
Bici bici
Uyu
Bay bay
Allah Allah
Hoppala
Amanin
Anne
Baba
Ece
Nono (bakicisi nurten hanim)
Bada (buyukbaba)
Dede
Annen (anneanne)
Manne (babaanne)
Amna (amca)
Dayi
Bilbo
Abka (ayakkabi)
Saç
Ayak
Badak (bacak)
Eli (el)
Burun
Agiz
Dil
Popo
Menim (benim)
Meni ( gemi)
Taator (traktor)
Aaba (araba)
Bisi (bisiklet)
Otur
Asagi
Ini ( in-indir)
Bini (bin-bindir)
Giydi (giydir)
Ver
Açi (aç - kemer icin, ozellikle araba koltugunda)
Doydu (doydum)
Emne (ekmek)
Muu (muz)
Patak (pirinc patlagi)
Suu (su)
Etikit (etiket)
Aslan
Papan (papagan)
Hovhov (kopek)
At
Kedi
Ayicik
Aydede
Aype (ipad)
Bunu
Onu
Sunu
Top
Banyo
Bici bici
Uyu
Bay bay
Allah Allah
Hoppala
Amanin
16 Ağustos 2012 Perşembe
tatil vol. 1
Bu sene kisa kisa 3 tatil yapacagiz. Ilki bitti bile. Gecen hafta annem, babam ve kardesim geldiler. Kardesimi en son tam 1 sene once gormustum. Cok ozlemisim. Hep beraber Antibes'e gittik. 4 gun kalip geri donduk.
Antibes Guney Fransa'da Nice yakininda sevimli bir yer. Denizi guzel, plajlari da kum. Ece'yi dogdugundan beri denize sokamamistik. Gecen sene Ekim'de Izmir'e gittigimizde serinlemisti hava En cok onun icin gittik bu tatile. Denize girsin, kumda oynasin diye...
Bir arkadasim 7 koltuklu arabasini aldik, dolustuk arabaya, ciktik yola. Yol normalde 6 saat suruyor. Ece'nin araba yolculuklari konusundaki ununu bilenler nasil oldu da cesaret ettiniz diyecektir :) Bir-iki ay kadar once 4 saatlik bir deneme yapmistik, idare etmisti yolda. Icimden bir ses her sey iyi olacak dedi :) Giderken 8 donuste ise 9 saatte vardik. Yolda epey durmamizin etkisi buyuk. Donus yolunda trafik vardi, ondan kurtulalim diye otoyoldan cikip Aix en Provance'a girdik, ogle yemegimizi orada yedik.
Hazirliklar tamamdi. Sevdigi iki muzikli oyuncagi saklamistim bir sure once, yolculukta tekrar ortaya cikarmak uzere. Yanima atistirmalik bir seyler aldim. Meyveler, pirinc patlaklari, kuru kayisilar... Pirinc patlaklari mucize gibiydi. Elinde onla butun yol pek mutlu oldu Ece. Durdugumuz yerlerde onun yiyecegi seyleri bulmak pek kolay olmadigindan benim de isime geldi. Yol boyunca meyve, kuru meyve ve pirinc patlagiyla beslendi, durdugumuz yerlerde de yogurt yedirdim. Giderken yanima evden bir gun onceden kalan tarhana corbasini almistim. Onu da yedi yolda, soguk yedi hem de :) Donuste de bol bol uyudu. Birazdan anlatacaklarim bu uykunun sebebini aciklayacaktir, zira tatil boyunca biraz az uyudu, yolda ve dondugumuzde kapatti arayi. Bu yolculukla beraber Ece ile araba yolculugu yapmanin her gecen gun kolaylastigini farketmis oldum. En onemli sebebi sanirim gazlarinin artik tamamen bitmis olmasi. O nasil bir gazdi oyle, 1 sene pesimizi birakmadi. Ancak duzluge cikiyoruz :) Bir de buyudu. Bir de ben kendisini cozdum (gibi) - ac kalmayacak, ver eline pirinc patlagini, tamamdir :).
Aksamlari bizimle takildi, yemegi genelde 8'de yedik. 10 - 11 arasi bayilip uyudu (normalde 7'de yer en gec 9'da uyur). Sabah uyanma saati ne yazik ki degismedi en gec 7'de ayaktaydik :( Ama gec uyumasinin etkisiyle gece sadece 1 kez uyandi. Gece bu kadar az uyuyunca gunduz hep iki uyku yapti, ama saatleri kaymis sekilde. Denize girdi, kumlarla oynamaya bayildi. Denizi sevdi gibi ama sabah girdigimiz zamanlarda su biraz soguk geldi. Ona bir simit almistim, onun icinde oturup etrafi izledi, bizle oynadi. Yuz ifadesi cok ciddiydi genelde denizdeyken. Kumda oynarken almaya kalktigimizda hic hoslanmadi.
Herkese sirinlikler cilveler yapti. Annenannesine "annane", buyukbabasina "bada" dedi. Dayisina bir sey demedi, hayran hayran bakti sadece. Keyfi cok yerindeydi, surekli konustu, bir seyler soyledi. Her tatilde biraz daha buyuyor gibi geliyor. Farkli seyler gormek, farkli kisilerle bir araya gelmek cok etkiliyor cocuklari sanirim.
Antibes Guney Fransa'da Nice yakininda sevimli bir yer. Denizi guzel, plajlari da kum. Ece'yi dogdugundan beri denize sokamamistik. Gecen sene Ekim'de Izmir'e gittigimizde serinlemisti hava En cok onun icin gittik bu tatile. Denize girsin, kumda oynasin diye...
Bir arkadasim 7 koltuklu arabasini aldik, dolustuk arabaya, ciktik yola. Yol normalde 6 saat suruyor. Ece'nin araba yolculuklari konusundaki ununu bilenler nasil oldu da cesaret ettiniz diyecektir :) Bir-iki ay kadar once 4 saatlik bir deneme yapmistik, idare etmisti yolda. Icimden bir ses her sey iyi olacak dedi :) Giderken 8 donuste ise 9 saatte vardik. Yolda epey durmamizin etkisi buyuk. Donus yolunda trafik vardi, ondan kurtulalim diye otoyoldan cikip Aix en Provance'a girdik, ogle yemegimizi orada yedik.
Hazirliklar tamamdi. Sevdigi iki muzikli oyuncagi saklamistim bir sure once, yolculukta tekrar ortaya cikarmak uzere. Yanima atistirmalik bir seyler aldim. Meyveler, pirinc patlaklari, kuru kayisilar... Pirinc patlaklari mucize gibiydi. Elinde onla butun yol pek mutlu oldu Ece. Durdugumuz yerlerde onun yiyecegi seyleri bulmak pek kolay olmadigindan benim de isime geldi. Yol boyunca meyve, kuru meyve ve pirinc patlagiyla beslendi, durdugumuz yerlerde de yogurt yedirdim. Giderken yanima evden bir gun onceden kalan tarhana corbasini almistim. Onu da yedi yolda, soguk yedi hem de :) Donuste de bol bol uyudu. Birazdan anlatacaklarim bu uykunun sebebini aciklayacaktir, zira tatil boyunca biraz az uyudu, yolda ve dondugumuzde kapatti arayi. Bu yolculukla beraber Ece ile araba yolculugu yapmanin her gecen gun kolaylastigini farketmis oldum. En onemli sebebi sanirim gazlarinin artik tamamen bitmis olmasi. O nasil bir gazdi oyle, 1 sene pesimizi birakmadi. Ancak duzluge cikiyoruz :) Bir de buyudu. Bir de ben kendisini cozdum (gibi) - ac kalmayacak, ver eline pirinc patlagini, tamamdir :).
Aksamlari bizimle takildi, yemegi genelde 8'de yedik. 10 - 11 arasi bayilip uyudu (normalde 7'de yer en gec 9'da uyur). Sabah uyanma saati ne yazik ki degismedi en gec 7'de ayaktaydik :( Ama gec uyumasinin etkisiyle gece sadece 1 kez uyandi. Gece bu kadar az uyuyunca gunduz hep iki uyku yapti, ama saatleri kaymis sekilde. Denize girdi, kumlarla oynamaya bayildi. Denizi sevdi gibi ama sabah girdigimiz zamanlarda su biraz soguk geldi. Ona bir simit almistim, onun icinde oturup etrafi izledi, bizle oynadi. Yuz ifadesi cok ciddiydi genelde denizdeyken. Kumda oynarken almaya kalktigimizda hic hoslanmadi.
Herkese sirinlikler cilveler yapti. Annenannesine "annane", buyukbabasina "bada" dedi. Dayisina bir sey demedi, hayran hayran bakti sadece. Keyfi cok yerindeydi, surekli konustu, bir seyler soyledi. Her tatilde biraz daha buyuyor gibi geliyor. Farkli seyler gormek, farkli kisilerle bir araya gelmek cok etkiliyor cocuklari sanirim.
31 Temmuz 2012 Salı
15. ay
15 ay kontrolune Temmuz ortasinda giitk. Kontrolude Ece 10.5 kg, 80.5 cm idi. Kilosu neredeyse ortalamaya dustu. Bunda hepsi ayni anda gelen 4 azi + 2 kopek disinin payi cok buyuk. Hic bir sey yemek istemiyor, cignemek istemiyordu o donemlerde. Simdi istahi yerinde yine.
13. ayda yurumeye basladi.
Su an catal ve kasigi cok rahat kullaniyor. Keyfi yerindeyse catal ve kasikla kendi yiyor yemegini. Suyunu bardaktan iciyor. Ben yokken ictigi sutu de artik biberondan degil, bardaktan iciyor.
Her dedigimizi anliyor. Soyledigimiz kelimeleri tekrar ediyor. Kendi dilinde bicir bicir konusuyor. Yaklasik 10 kelimeyi surekli kullaniyor:
- Ece, Anne, Baba, Bilbo (bebo), Ipad (Aypa), önlük, araba (aaba), top, traktor (tator), kopek (hovhov)
- Alp, Ali (En cok gorustugu arkadaslarinin isimleri)
birkac tane daha olabilir ama simdilik bunlar geliyor aklima
Emzirmeye devam. Sabah uyaninca, evdeysem ogleden sonra, aksam eve geldigimde, ve gece yatarken emiyor. Gece de 2 kere emiyor. Artik acliktan cok keyif ve sakinlesmek icin emiyor. Uykusu varsa, bir derdi varsa emmek istiyor. Acliktan cok baska ihtiyaclarini karsiliyor su anda. Simdilik alan razi, veren razi, devam ediyoruz. Ilginc bir sekilde gece o kadar emmesine ragmen sabah kahvaltilarini cok iyi yapiyor.
Gece uykulari ayni sekilde devam (en iyi ihtimalle 2 kez kalkmali). Disler cok zorladi, bazi geceler saatte bir uyandi.
Su an itibariyla cikmis 16 disi var. Bunlardan 10 tanesi tamamen cikmis durumda. Ustten gelen 2 azi ve 2 kopek disi yariladi. Alt kopek disleri de yeni yardilar dis etini. Geriye 4 adet 2. azilar kaldi. Epey erken cikardi dislerini. Umarim 2. azilar biraz beklerler gelmeyi de ben de o arada uykulari duzeltmeye ugrasirim.
Gunluk duzeni yaklasik 7 ayliktan beri su sekilde:
- sabah 7-7:30 kalkis
- 8:30 kahvalti
- 10:00 uyku (30 - 45 dakika)
- 11:30 Ogle yemegi
- 14:00 sut, uzerine meyve
- 14:30 uyku (1-1,5 saat)
- 18:00 anne gelir, sut
- 18:30 aksam yemegi
- 20:00 uyku icin odaya gidis + sut
- 20:30 - 21:00 arasi uykuya dalar
* 1 yasindan once ogle yemeginden once de sut iciyordu
* sabah uykusu baslarda 1 saat, 1,5 saate kadar uzayabiliyordu. giderek once 45 dkya, sonra 30 dkya dustu. Su an bazi gunler atliyor sabah uykusunu, tek uyku uyuyor. Bazi gunler ise iki uykuya ihtiyac duyuyor.
Cok sosyal bir bebek. Cok fazla yabancilamiyor, cabuk alisiyor insanlara. Baska cocuklarla, ozellikle kendisinden buyuklerle, bir araya gelmeyi seviyor. Kendisi oyuncaklarini baskalarina uzatiyor, onun icin bir oyun o. bir oyuncak alip yanindaki cocuga veriyor. Karsi taraftan da ayni seyi bekliyor tabi :) Elinden bir oyuncak alinirsa cok uzuluyor, agliyor. Diger cocuk agresif hareketler yaparsa hemen beni ariyor gozleri. Bulursa bana kosuyor, sariliyor. Bir nevi sikayet ediyor. Bulamazsa agliyor :)
Her seyi kendisi yapmak istiyor. Hem yasi geregi normal bir durum bu sanirim hem de ben onun yapabilecegi isler icin mumkun oldugunca az yardim ediyorum.
Cok bagimsiz, parkta, disarda alip basini gidiyor. Cok seviyor cimlerde kosturmayi.
En favori seyi tasitlar. Sitede bahcelerle ilgilenirken kullandiklari bir traktor var, olmazsa olmazi. Her gun o traktor pencereden izleniyor, disari cikiliyor yakindan izleniyor. Bakicisi Nurten hanim bir sekilde anlasmis traktoru kullanan adamla (fransizca bilmiyor kendisi, vucut dilinin gucu :)), Ece'yi oturtmuslar bir gun :) Traktorden sonra gemi ve motorsiklet geliyor.
Bisiklet arkasina takilan koltugunu aldik, ve taktik. 2 hafta once evden sehir merkezine gidip geldik (yaklasik 8-10 km yol yaptik toplamda). Cok keyif aldi. Donuste bize dogru esen ruzgar biraz keyfimizi kacirdiysa da, genelde sevdi.
Cok tatli. Opuyor, sariliyor, basini gogsume yasliyor...
13. ayda yurumeye basladi.
Su an catal ve kasigi cok rahat kullaniyor. Keyfi yerindeyse catal ve kasikla kendi yiyor yemegini. Suyunu bardaktan iciyor. Ben yokken ictigi sutu de artik biberondan degil, bardaktan iciyor.
Her dedigimizi anliyor. Soyledigimiz kelimeleri tekrar ediyor. Kendi dilinde bicir bicir konusuyor. Yaklasik 10 kelimeyi surekli kullaniyor:
- Ece, Anne, Baba, Bilbo (bebo), Ipad (Aypa), önlük, araba (aaba), top, traktor (tator), kopek (hovhov)
- Alp, Ali (En cok gorustugu arkadaslarinin isimleri)
birkac tane daha olabilir ama simdilik bunlar geliyor aklima
Emzirmeye devam. Sabah uyaninca, evdeysem ogleden sonra, aksam eve geldigimde, ve gece yatarken emiyor. Gece de 2 kere emiyor. Artik acliktan cok keyif ve sakinlesmek icin emiyor. Uykusu varsa, bir derdi varsa emmek istiyor. Acliktan cok baska ihtiyaclarini karsiliyor su anda. Simdilik alan razi, veren razi, devam ediyoruz. Ilginc bir sekilde gece o kadar emmesine ragmen sabah kahvaltilarini cok iyi yapiyor.
Gece uykulari ayni sekilde devam (en iyi ihtimalle 2 kez kalkmali). Disler cok zorladi, bazi geceler saatte bir uyandi.
Su an itibariyla cikmis 16 disi var. Bunlardan 10 tanesi tamamen cikmis durumda. Ustten gelen 2 azi ve 2 kopek disi yariladi. Alt kopek disleri de yeni yardilar dis etini. Geriye 4 adet 2. azilar kaldi. Epey erken cikardi dislerini. Umarim 2. azilar biraz beklerler gelmeyi de ben de o arada uykulari duzeltmeye ugrasirim.
Gunluk duzeni yaklasik 7 ayliktan beri su sekilde:
- sabah 7-7:30 kalkis
- 8:30 kahvalti
- 10:00 uyku (30 - 45 dakika)
- 11:30 Ogle yemegi
- 14:00 sut, uzerine meyve
- 14:30 uyku (1-1,5 saat)
- 18:00 anne gelir, sut
- 18:30 aksam yemegi
- 20:00 uyku icin odaya gidis + sut
- 20:30 - 21:00 arasi uykuya dalar
* 1 yasindan once ogle yemeginden once de sut iciyordu
* sabah uykusu baslarda 1 saat, 1,5 saate kadar uzayabiliyordu. giderek once 45 dkya, sonra 30 dkya dustu. Su an bazi gunler atliyor sabah uykusunu, tek uyku uyuyor. Bazi gunler ise iki uykuya ihtiyac duyuyor.
Cok sosyal bir bebek. Cok fazla yabancilamiyor, cabuk alisiyor insanlara. Baska cocuklarla, ozellikle kendisinden buyuklerle, bir araya gelmeyi seviyor. Kendisi oyuncaklarini baskalarina uzatiyor, onun icin bir oyun o. bir oyuncak alip yanindaki cocuga veriyor. Karsi taraftan da ayni seyi bekliyor tabi :) Elinden bir oyuncak alinirsa cok uzuluyor, agliyor. Diger cocuk agresif hareketler yaparsa hemen beni ariyor gozleri. Bulursa bana kosuyor, sariliyor. Bir nevi sikayet ediyor. Bulamazsa agliyor :)
Her seyi kendisi yapmak istiyor. Hem yasi geregi normal bir durum bu sanirim hem de ben onun yapabilecegi isler icin mumkun oldugunca az yardim ediyorum.
Cok bagimsiz, parkta, disarda alip basini gidiyor. Cok seviyor cimlerde kosturmayi.
En favori seyi tasitlar. Sitede bahcelerle ilgilenirken kullandiklari bir traktor var, olmazsa olmazi. Her gun o traktor pencereden izleniyor, disari cikiliyor yakindan izleniyor. Bakicisi Nurten hanim bir sekilde anlasmis traktoru kullanan adamla (fransizca bilmiyor kendisi, vucut dilinin gucu :)), Ece'yi oturtmuslar bir gun :) Traktorden sonra gemi ve motorsiklet geliyor.
Bisiklet arkasina takilan koltugunu aldik, ve taktik. 2 hafta once evden sehir merkezine gidip geldik (yaklasik 8-10 km yol yaptik toplamda). Cok keyif aldi. Donuste bize dogru esen ruzgar biraz keyfimizi kacirdiysa da, genelde sevdi.
Cok tatli. Opuyor, sariliyor, basini gogsume yasliyor...
Parmak
Aslinda ustunden cok zaman gecti ama unutmamak icin yazmam lazim. Lugano'da oglen yemegi icin gittigimiz restoranda otururken Ece'nin eline pizzanin dis kismindan bir parca koparip verdim. Keyifli keyifli kemirirken bir anda aglamaya basladi. Yavrum pizzayi isiracagim derken parmagini da isirmis. Iki kucuk dis izi vardi parmaginda.
27 Haziran 2012 Çarşamba
Hastalik huy degistirirmis...
Diye duymustum, gercekten de oyleymis. Hastalik oncesi Ece bir bebekken hastalik sonrasi Ece cocuk gibi oldu. Tercihleri var, kendini cok net ifade ediyor, daha fazla israr ediyor, itiraz ediyor... Soylediklerimizin neredeyse hepsini anliyor. Kullandigi kelimeler hala sadece bir kac taneyle sinirli olsa da (ece, anne, baba, bunu - ne istiyorsun sorusuna cevap olarak, isaretle beraber-, aypad) soyledigimiz kelimeleri papagan gibi tekrar ediyor ( onluk, haydi, allah allah, bilbo, gel, al, ver...).
Gecen haftasonu 2 gunlugune lugano'ya gittik. Cenevre'den arabayla 4,5 saat. Ozge, burak ve 2,5 yasindaki ogullari alp, bir de henuz cocuksuz ve yeni evli burcak ve ahmet'le beraber keyifli bir haftasonu gecirdik. Cumartesi aksami restoranda yedigimiz yemegin sonrasinda planim yatma saati gelen eceyi uyutup, arabasina koyup otele gidene kadar keyif yapmakti. Restoranda ece'nin altini degistirdim, pijamasini giydirdim, "ececim artik eee eee yapalim mi" dedim. Basini nasil hararetle iki yana salladigini gormeliydiniz. Hayir, burasi cok eglenceli, uyumak istemiyorumu cok net anlatti. Sonuc? Normalde 8:30'da uyuyan ece babasinin ve benim tum cabalarimiza ragmen uyumadi. Restorandan kalktigimizda saat 10:30 idi. Otele donmek icin ece'yi arabasina oturttuk, aninda uyudu. Bizim keyif baska bahara kalmis oldu :)
Gecen haftasonu 2 gunlugune lugano'ya gittik. Cenevre'den arabayla 4,5 saat. Ozge, burak ve 2,5 yasindaki ogullari alp, bir de henuz cocuksuz ve yeni evli burcak ve ahmet'le beraber keyifli bir haftasonu gecirdik. Cumartesi aksami restoranda yedigimiz yemegin sonrasinda planim yatma saati gelen eceyi uyutup, arabasina koyup otele gidene kadar keyif yapmakti. Restoranda ece'nin altini degistirdim, pijamasini giydirdim, "ececim artik eee eee yapalim mi" dedim. Basini nasil hararetle iki yana salladigini gormeliydiniz. Hayir, burasi cok eglenceli, uyumak istemiyorumu cok net anlatti. Sonuc? Normalde 8:30'da uyuyan ece babasinin ve benim tum cabalarimiza ragmen uyumadi. Restorandan kalktigimizda saat 10:30 idi. Otele donmek icin ece'yi arabasina oturttuk, aninda uyudu. Bizim keyif baska bahara kalmis oldu :)
13 Haziran 2012 Çarşamba
İpad
Evdeki ipad'e ece icin cesitli oyunlar indirmistik. En basindan beri ece'nin cok ilgisini cekti. Simdi ne zaman ortalikta gorse istiyor.
Gecen sabah bizim odada sabah keyfi yaparken bas ucumuzda ipad'i gordu. Yari miziklar, yari aglar bir sekilde istedi. Biz de oyle aglayarak istememesi gerektigini, ne istedigini soylerse verecegimizi soyledik. Kisa bir sessizlikten sonra ece'nin cevabi geldi:
Aypa(d)
Yataktan dusuyorduk resmen. Ne yaptik? Verdik tabiki :)
Gecen sabah bizim odada sabah keyfi yaparken bas ucumuzda ipad'i gordu. Yari miziklar, yari aglar bir sekilde istedi. Biz de oyle aglayarak istememesi gerektigini, ne istedigini soylerse verecegimizi soyledik. Kisa bir sessizlikten sonra ece'nin cevabi geldi:
Aypa(d)
Yataktan dusuyorduk resmen. Ne yaptik? Verdik tabiki :)
11 Haziran 2012 Pazartesi
Ne geceydi ama ...
Her sey gectigimiz carsamba sabahi Ece'nin 39.5 derece atesle uyanmasiyla basladi. Persembe gunu doktora gidip enfeksiyon olmadigini, bogazda kirmizilik oldugunu, ates dusurucuyle idare edecegimizi ogrendik. Ates disinda baska hic bir belirtinin olmamasi beni en bastan iskillendirmisti zaten. Dr Oya taa en bastan teshisi koymustu. Hos, doktorlugum bilgisayar muhendisligi uzerine olsa da, kendimi fahri medikal doktor ilan etmekte sakinca gormem :)
Cumartesi gunu kaybolan ates yerini silik dokuntulere birakti. Once boyun ve kulak arkasindan basladi, sonra govdeye ve yuze yayildi. Teshis tamam, 6. Hastalik. Gel gor ki bir sorun var. İnternette yazdigi kadariyla yuzde nadir gorulurmus dokuntuler ve de kasinmazmis. Kuzumun en cok yuzu kizarik ve bariz kasiniyor. Pazar gunu doktorumuza ulasmak mumkun olmadigindan ve tek alternatifi cenevre universite hastanesi aciline gidip, yeteri kadar acil bir vaka olmamamiz sebebiyle 3-4 saat beklemek oldugundan, dr. Oya'nin teshisiyle yolumuza devam ettik.
Buzdaginin gorunen kismi bu belirtileri gosterirken, gorunmeyen bir azi disi sinsi sinsi geceyi beklermis. 1,5 saat suren uyutma denemeleri, 1 ya da 1,5 saatte bir uyanma ve geri uyuyamama. Emmek isteme ama sanirim disi acidigindan emememe... Parasetamol verdim, disine jel surdum. Butun gece ya onurun ya da benim kucagimizda durdu. Kesinlikle oturmamiza izin vermedi, illa ayakta yurunecek... Yukseklik ve hareket sensorleri hala calisiyor. Ama kuzu eskisi gibi minnacik degil ki artik, 10,5 kilo oldu. İkimizin de beli koptu. Daldi deyip yataga koymamizi takip eden bir kac dakika icinde uyandi. Ustune ustluk beni istiyor, yapismis durumda. Saat 2 civariydi, bir sekilde ikna ettik babasinin kucagina gitmeye. Saat 4'te tekrar ben devraldim nobeti. Bir kac kere daha uyandi, 7:30'da tamamen kalkti.
Sabah ilk is doktoru aradik, oglen Onur goturdu. Hastaliga "three day fever" demis, altinci hastaliga burada oyle diyorlar. Kasinti icin bir ilac vermis. Dokuntuler 5 gun surer demis. Sol alt azi geliyormus. Bizi daha boyle cok geceler bekliyormus...
Cumartesi gunu kaybolan ates yerini silik dokuntulere birakti. Once boyun ve kulak arkasindan basladi, sonra govdeye ve yuze yayildi. Teshis tamam, 6. Hastalik. Gel gor ki bir sorun var. İnternette yazdigi kadariyla yuzde nadir gorulurmus dokuntuler ve de kasinmazmis. Kuzumun en cok yuzu kizarik ve bariz kasiniyor. Pazar gunu doktorumuza ulasmak mumkun olmadigindan ve tek alternatifi cenevre universite hastanesi aciline gidip, yeteri kadar acil bir vaka olmamamiz sebebiyle 3-4 saat beklemek oldugundan, dr. Oya'nin teshisiyle yolumuza devam ettik.
Buzdaginin gorunen kismi bu belirtileri gosterirken, gorunmeyen bir azi disi sinsi sinsi geceyi beklermis. 1,5 saat suren uyutma denemeleri, 1 ya da 1,5 saatte bir uyanma ve geri uyuyamama. Emmek isteme ama sanirim disi acidigindan emememe... Parasetamol verdim, disine jel surdum. Butun gece ya onurun ya da benim kucagimizda durdu. Kesinlikle oturmamiza izin vermedi, illa ayakta yurunecek... Yukseklik ve hareket sensorleri hala calisiyor. Ama kuzu eskisi gibi minnacik degil ki artik, 10,5 kilo oldu. İkimizin de beli koptu. Daldi deyip yataga koymamizi takip eden bir kac dakika icinde uyandi. Ustune ustluk beni istiyor, yapismis durumda. Saat 2 civariydi, bir sekilde ikna ettik babasinin kucagina gitmeye. Saat 4'te tekrar ben devraldim nobeti. Bir kac kere daha uyandi, 7:30'da tamamen kalkti.
Sabah ilk is doktoru aradik, oglen Onur goturdu. Hastaliga "three day fever" demis, altinci hastaliga burada oyle diyorlar. Kasinti icin bir ilac vermis. Dokuntuler 5 gun surer demis. Sol alt azi geliyormus. Bizi daha boyle cok geceler bekliyormus...
30 Mayıs 2012 Çarşamba
Yasasin, yuruyorum
Ece bugun yurumeye karar vermis ve yurumus :)
Uzun zamandir tek parmagimizdan tutarak yuruyordu, bir-iki haftadir kendi kendine adimlar atiyordu biz tutmazken, 3-4 adim falan. Cesaretini toplamasi gerekiyordu, bu gun yapmis :)
Aksam eve geldigimde kapiya dogru yuruyerek karsiladi beni. Cok mutluydu.
Butun gun yurumus. Ogleden sonraki uykusu icin Nurten hanim yatagina birakmis, elini yikamaya gitmis, geldiginde Ece uyuyormus. O kadar yorulmus yani. 1 aydir, yataginda uyutmaya calisiyorduk, hep son asamada kucaga geliyordu. Demek ki pestili cikincaya kadar yormak gerekiyormus bu kuzulari.
Uzun zamandir tek parmagimizdan tutarak yuruyordu, bir-iki haftadir kendi kendine adimlar atiyordu biz tutmazken, 3-4 adim falan. Cesaretini toplamasi gerekiyordu, bu gun yapmis :)
Aksam eve geldigimde kapiya dogru yuruyerek karsiladi beni. Cok mutluydu.
Butun gun yurumus. Ogleden sonraki uykusu icin Nurten hanim yatagina birakmis, elini yikamaya gitmis, geldiginde Ece uyuyormus. O kadar yorulmus yani. 1 aydir, yataginda uyutmaya calisiyorduk, hep son asamada kucaga geliyordu. Demek ki pestili cikincaya kadar yormak gerekiyormus bu kuzulari.
29 Mayıs 2012 Salı
1 yas kontrolu
Yine rotarli yazilan bir yazi bu. Doktora gideli epey oldu aslinda :)
Ece'nin 1 yas kontrolu icin hem buradaki doktorumuza gittik, hem de o siralarda Turkiye'de oldugumuzdan orada da bir doktora gittik. Selen'in tavsiyesiyle Duru'nun da doktoru olan Nilgun'e goturduk Ece'yi. Selen'in tavsiyesiyle geldigimizi duyunca "Siz de mi mimarsiniz?" diye sordu :)
Isvicre'deki doktorlarin yaklasimiyla Turkiye'deki doktorlarin yaklasimi bir cok alanda cok farkli. Her gidisimizde Turkiye'de de bir doktora gidiyoruz mutlaka. Ben sonrasinda karar veriyorum, hangi doktorun hangi onerisini izlemek gerekir diye. Burada kalca ultrasonu yapmiyorlar mesela yeni dogan bebeklere, elle muayene yapiyorlar. 6. ayda demir ya da florur onermedi doktorumuz. Dogumdan itibaren D vitamini kullandik sadece. Asi takvimi de biraz farkli. Hepatit B ve verem standard degil, istek uzerine. Biz ikisini de yaptirdik. KKK asisini 9.ayda yapti, 12. ayda 2. dozunu yapti. Rotavirus asisi yapilmiyor burada, Turkiye'de takvimde olmasa da oneriyormus sanirim doktorlar.
Nilgun muayene ettikten sonra Ece'yi, kalca ultrasonu da yapilmadigini duyunca, bacak bogumlarinda bir asimetri oldugunu, muayenede bir sorun gormedigini ama yine de bir ortopediste gostermemizin iyi olacagini soyledi. Ortopedist de ayni sozleri yineleyip rontgen cektirmenin iyi olacagini soyleyince radyoloji bolumune yollandik. Ailecek radyasyonumuzu alip tekrar ortopedistin yanina donduk, rontgeni gosterdik. Neyseki bir sorun cikmadi. Peki ama asimetri neden var o zaman diye sordugumuzda, "bazilarinin da burnu kemerli olur, bu da oyle bir sey iste" dedi doktorumuz :)
D vitamini konusunda da bir karisiklik olustu. Nilgun 1 yasindan sonra dozu 2 damladan 3 damlaya cikarmamiz gerektigini soylemisti. Buradaki doktorumuz evdeki sise bittikten sonra devam etmenize gerek yok dedi. Gel de cik isin isinden :)
Her iki kontrolde de her sey yolundaydi. Buradaki kontrole 24 Nisan'da gittik. 1 yas 3 gunluktu Ece. Kilosu 10.300, boyu ise 77 cm idi.
Ece'nin 1 yas kontrolu icin hem buradaki doktorumuza gittik, hem de o siralarda Turkiye'de oldugumuzdan orada da bir doktora gittik. Selen'in tavsiyesiyle Duru'nun da doktoru olan Nilgun'e goturduk Ece'yi. Selen'in tavsiyesiyle geldigimizi duyunca "Siz de mi mimarsiniz?" diye sordu :)
Isvicre'deki doktorlarin yaklasimiyla Turkiye'deki doktorlarin yaklasimi bir cok alanda cok farkli. Her gidisimizde Turkiye'de de bir doktora gidiyoruz mutlaka. Ben sonrasinda karar veriyorum, hangi doktorun hangi onerisini izlemek gerekir diye. Burada kalca ultrasonu yapmiyorlar mesela yeni dogan bebeklere, elle muayene yapiyorlar. 6. ayda demir ya da florur onermedi doktorumuz. Dogumdan itibaren D vitamini kullandik sadece. Asi takvimi de biraz farkli. Hepatit B ve verem standard degil, istek uzerine. Biz ikisini de yaptirdik. KKK asisini 9.ayda yapti, 12. ayda 2. dozunu yapti. Rotavirus asisi yapilmiyor burada, Turkiye'de takvimde olmasa da oneriyormus sanirim doktorlar.
Nilgun muayene ettikten sonra Ece'yi, kalca ultrasonu da yapilmadigini duyunca, bacak bogumlarinda bir asimetri oldugunu, muayenede bir sorun gormedigini ama yine de bir ortopediste gostermemizin iyi olacagini soyledi. Ortopedist de ayni sozleri yineleyip rontgen cektirmenin iyi olacagini soyleyince radyoloji bolumune yollandik. Ailecek radyasyonumuzu alip tekrar ortopedistin yanina donduk, rontgeni gosterdik. Neyseki bir sorun cikmadi. Peki ama asimetri neden var o zaman diye sordugumuzda, "bazilarinin da burnu kemerli olur, bu da oyle bir sey iste" dedi doktorumuz :)
D vitamini konusunda da bir karisiklik olustu. Nilgun 1 yasindan sonra dozu 2 damladan 3 damlaya cikarmamiz gerektigini soylemisti. Buradaki doktorumuz evdeki sise bittikten sonra devam etmenize gerek yok dedi. Gel de cik isin isinden :)
Her iki kontrolde de her sey yolundaydi. Buradaki kontrole 24 Nisan'da gittik. 1 yas 3 gunluktu Ece. Kilosu 10.300, boyu ise 77 cm idi.
21 Mayıs 2012 Pazartesi
1 yas (+1 ay)
Yaklasik 1 ay gecikmeyle yaziyorum bu yaziyi. Bir sene doldu da geçti bile. 2011 21 nisan'inda iki kisilik ailemize minik, minicik bir birey katildi. Canim kizim o zamandan beri hayatimizin merkezine yerlesmis durumda. Aksam Ece uyduktan sonra Onur'la birbirimize bakip 'kizimi ozledim' dedigimiz cok :) bazen o, bazen ben...
Ece'den sonra ve ece'den once diye ayriliyor hayat. Bazen hatirlayamiyorum nasil geciyormus zaman. Ne kadar cok bos zamanimiz varmis.
Dun resimlerine baktim Ece'nin. Buyumus, bebeklikten yavas yavas cocukluga geciyor. Artik bir karakter daha var evde. Biraz basina buyruk, biraz sabirsiz. Her seyi kendi yapmak istiyor, ugrasiyor; yapamadiginda ise cok sinirleniyor/uzuluyor.
Yurumesine cok az kaldi. Dun kendi basina 4 adim atti. Henuz tam cesaret edemiyor, tutunmayi tercih ediyor.
Kendi kendine konusup duruyor.
Cok tatli.
Istahi cok yerinde. Yemek yemeyi seviyor. Gecen gun kahvaltisini kendisi yedi, cok mutlu oldu :) omlet ve domatesi catalin batabilecegi parcalar halinde kesip onune koydum, silip supurdu :) catali bu kadar iyi kullanabildigini bilmiyordum.
Azi disleri zorluyor. Altlar cikmak uzere, ustlere bakamadim bir turlu, gostermiyor.
Cok tatli demis miydim?
Emzirmeye devam. Sabah emzirip cikiyorum. Iste bir kere sut sagiyorum. Onu ogleden sonra iciyor. Aksam gelince, bir de yatmadan once. Gece emzirmelerini kesemedim, aslinda kesmeyi denemedim bile. Bazen 1, genelde 2, bazen de (cok seyrek) 3-4 kere uyaniyor. Simdilik idare ediyoruz.
Duzenimiz 7 ayliktan beri asagi yukari ayni. Sabah 7-7:30 gibi kalkiyor, 8:30da kahvaltisini yapiyor, 10da uyuyor. 10:30-11 gibi uyaniyor. 12de ogle yemegini yiyor. 2 -2:30 gibi sutunu icip, meyvesini yiyor. 3te uyuyor. Bu uykusu uzun, genelde 1,5 saat (bizim standartlarimizda uzun oluyor). Aksam 6da gelip emziriyorum, 7ye dogru aksam yemegini yiyor. 8de baslayan uyku rutininin ardindan 8:30-9 civari uyumus oluyor.
Sabah uykulari daha uzundu, 1 aydir kisaltti onlari. Bir sure sonra tek uykuya gececek sanirim.
Bir de cok tatli :)
Ece'den sonra ve ece'den once diye ayriliyor hayat. Bazen hatirlayamiyorum nasil geciyormus zaman. Ne kadar cok bos zamanimiz varmis.
Dun resimlerine baktim Ece'nin. Buyumus, bebeklikten yavas yavas cocukluga geciyor. Artik bir karakter daha var evde. Biraz basina buyruk, biraz sabirsiz. Her seyi kendi yapmak istiyor, ugrasiyor; yapamadiginda ise cok sinirleniyor/uzuluyor.
Yurumesine cok az kaldi. Dun kendi basina 4 adim atti. Henuz tam cesaret edemiyor, tutunmayi tercih ediyor.
Kendi kendine konusup duruyor.
Cok tatli.
Istahi cok yerinde. Yemek yemeyi seviyor. Gecen gun kahvaltisini kendisi yedi, cok mutlu oldu :) omlet ve domatesi catalin batabilecegi parcalar halinde kesip onune koydum, silip supurdu :) catali bu kadar iyi kullanabildigini bilmiyordum.
Azi disleri zorluyor. Altlar cikmak uzere, ustlere bakamadim bir turlu, gostermiyor.
Cok tatli demis miydim?
Emzirmeye devam. Sabah emzirip cikiyorum. Iste bir kere sut sagiyorum. Onu ogleden sonra iciyor. Aksam gelince, bir de yatmadan once. Gece emzirmelerini kesemedim, aslinda kesmeyi denemedim bile. Bazen 1, genelde 2, bazen de (cok seyrek) 3-4 kere uyaniyor. Simdilik idare ediyoruz.
Duzenimiz 7 ayliktan beri asagi yukari ayni. Sabah 7-7:30 gibi kalkiyor, 8:30da kahvaltisini yapiyor, 10da uyuyor. 10:30-11 gibi uyaniyor. 12de ogle yemegini yiyor. 2 -2:30 gibi sutunu icip, meyvesini yiyor. 3te uyuyor. Bu uykusu uzun, genelde 1,5 saat (bizim standartlarimizda uzun oluyor). Aksam 6da gelip emziriyorum, 7ye dogru aksam yemegini yiyor. 8de baslayan uyku rutininin ardindan 8:30-9 civari uyumus oluyor.
Sabah uykulari daha uzundu, 1 aydir kisaltti onlari. Bir sure sonra tek uykuya gececek sanirim.
Bir de cok tatli :)
15 Mayıs 2012 Salı
Tatil anıları - 2
İstanbul'dan sonra İzmir'e geçtik. İzmir'de sakin geçen ve İstanbul'un yorgunluğunu attığımız bir kaç günün ardından benim konferansım sebebiyle hep beraber Fethiye'ye geçtik. Gerçekten hep beraber :) Ben, Ece, Onur, anneanne, büyükbaba, babaanne, dede. Ben konferansa katılırken Onur biraz tatil yapacak, anneanneler dedeler de torunlarıyla hasret giderecekti.
Giderken aklımı kurcalayan iki şey vardı. Birincisi İzmir - Fethiye arası 4 saat süren araba yolculuğu (gidişi problemsiz atlattık) diğeri de Ece'nin tatil boyunca nasıl besleneceği. Kaldığımız yer her şey dahil bir tatil köyü olduğu için yemek bulma problemimiz pek olmadı. İlk gün biraz yabancıladı Ece yemekleri ama sonra çok keyif aldı. Sevebileceği şeylerden kocaman bir tabak hazırlıyordum ona, illaki bir iki çeşidini sevip yiyordu. Tabi evde yemeklerine gösterdiğim özen (organik sebzeler, tam tahıllar, seçilmiş yağlar) orada yoktu ama Ece'nin keyfi yerindeydi. Anneanne ve babaanne de Ece'ye yemek yedirme zevkine vardılar. Tatlı büfesinden alınmış bir dilim pastayla Ece'nin doğum gününü de kutladık.
Emekleme ve yürüme çalışmalarına Fethiye tatili boyunca ara vermek zorunda kaldı. Onun yerine kelime haznesini büyüttü:
Aya = Oya :)
İlk kez denize girdi (soğuktu, o nedenle sadece eller ayaklar), kumda oynadı, kum yedi :) Hepsinden çok keyif aldı.
Fethiye'ye gitmeden hemen önce babam Ece'ye koltuktan nasıl inmesi gerektiğini öğretmişti. Sadece bir kere yapmıştı Ece ve Fethiye boyunca hiç yapma fırsatı olmadı. İzmir'e döner dönmez ilk yaptığı şey o oldu. Unutmamış :)
Her tatilin bir sonu var, bu tatilin de sonu geldi ve Cenevre'ye döndük.
Giderken aklımı kurcalayan iki şey vardı. Birincisi İzmir - Fethiye arası 4 saat süren araba yolculuğu (gidişi problemsiz atlattık) diğeri de Ece'nin tatil boyunca nasıl besleneceği. Kaldığımız yer her şey dahil bir tatil köyü olduğu için yemek bulma problemimiz pek olmadı. İlk gün biraz yabancıladı Ece yemekleri ama sonra çok keyif aldı. Sevebileceği şeylerden kocaman bir tabak hazırlıyordum ona, illaki bir iki çeşidini sevip yiyordu. Tabi evde yemeklerine gösterdiğim özen (organik sebzeler, tam tahıllar, seçilmiş yağlar) orada yoktu ama Ece'nin keyfi yerindeydi. Anneanne ve babaanne de Ece'ye yemek yedirme zevkine vardılar. Tatlı büfesinden alınmış bir dilim pastayla Ece'nin doğum gününü de kutladık.
Emekleme ve yürüme çalışmalarına Fethiye tatili boyunca ara vermek zorunda kaldı. Onun yerine kelime haznesini büyüttü:
Aya = Oya :)
İlk kez denize girdi (soğuktu, o nedenle sadece eller ayaklar), kumda oynadı, kum yedi :) Hepsinden çok keyif aldı.
Fethiye'ye gitmeden hemen önce babam Ece'ye koltuktan nasıl inmesi gerektiğini öğretmişti. Sadece bir kere yapmıştı Ece ve Fethiye boyunca hiç yapma fırsatı olmadı. İzmir'e döner dönmez ilk yaptığı şey o oldu. Unutmamış :)
Her tatilin bir sonu var, bu tatilin de sonu geldi ve Cenevre'ye döndük.
8 Mayıs 2012 Salı
Tatil anilari -1
Nisan ayında uzun bir tatil yaptık, tek yazıya sığmayacak kadar uzun. İstanbul-Amasya-İstanbul-İzmir-Fethiye duraklı çok gezmeli, görmeli, çok keyifli ama bir o kadar da yorucu bir tatil.
İstanbul'a geldikten 2 gün sonra Amasya'ya geçtik. Kuzenimin düğünü vardı, bütün aile orada olacaktı, onların Ece'yi, Ece'nin onları görmesi için uygun bir ortamdı. Uçakla Samsun'a uçtuk. Annem, babam, Onur, Ece, ben eşyalar ve Ece'nin arabası ve koltuğu, bir şekilde arabaya sığdık ve Amasya'ya gittik. Öncesinde Samsun'a uğrayıp balık yedik. Ece mezgit ve kalkan balığını mideye indirdi. Biz de Ece'den arta kalanları :) Ertesi gün sabahtan gezindik, akşam üstü düğüne hazırlandık (kuaför, vs.),ve düğüne gittik. Sonuçta düğünde 10 dakika durabilsek de orada olabilmek güzeldi. Onur, babam, ben, geri dönüp çoktan uyumuş olan Ece'yi odaya yatağına yatırdık. Ama deli gibi açız. Ece'nin telsizi otelin avlusunda çekiyordu. Otel restoranının garsonuna sorduk, buraya bir masa koyup servis yapmanız mümkün olur mu diye. Dünyanın en doğal şeyini istiyormuşuz gibi tabi dediler. Bizim gibi İsviçre'den gelip garsonlar tarafından kötü davranılmaya alışmış insanlar için inanılmaz bir durumdu :)
Ertesi gün İstanbul'a döndük. İstanbul'da bir arkadaşımızın evinde kaldık. Arkadaşlarımızın 2 yaşındaki kızları Mira ile Ece'nin oyunları görmeye, izlemeye değerdi. Sabahları Mira'nın sesini duyan Ece, normalden 1 saat erken uyandı hep. Heyecanla salona oyun arkadaşının yanına gitmek istedi her sabah. Karşılıklı kahvaltı ettiler, oynadılar (arada ufak krizler çıkıyordu ama hallediyorduk bir şekilde). Ece çok şey öğrendi Mira'dan.
İstanbul'da biraz erkence Ece'nin doğum gününü kutladık. Böylece Ece'nin 40 gün 40 gece sürecek olan 1 yaş doğum günü kutlamaları başlamış oldu :)
İstanbul'daki günlerimizin kalanında genelde Ece'nin yeni doğmuş kuzeni Bade'nin yanındaydık. Biz oradayken 1 aylıktı Badecik. Çok tatlı, çok küçük, çok şirin. Ece'nin o halleri geldi aklıma. Bir yandan özlüyor insan, bir yandan da ne kadar yorucu ve stresli bir dönem olduğunu hatırlıyor.
Bade ve Mira'dan fırsat bulduğumuz zamanlarda arkadaşlarla görüştük. Çok yakın arkadaşlarımızın Ece'den 1 ay küçük ikizlerini, Irmak ve Çınar'ı gördük. İkisi de birbirinden şirin, ikisi de tamamen ayrı birer karakter. Ece'den önce başladılar emeklemeye. Ben Ece'yi hızlı emekliyor zannediyordum, Irmak ve Çınar'görünce fikrim değişti.
En son gördüğümüzde 10 günlük olan ama blogu sayesinde yakından takip edebildiğimiz Duru'yu görebildik sonunda. Aksamın sonunda Ece'nin nerede uyuyacağıyla başlayan ufak çaplı bir krize sebep olduk. Ece'yi Duru'nun eski yatağında yatırmaya kalkışınca, hem de yatağı anne-babasının odasına koyunca Duru haklı olarak isyan etti :)
Tatilin İstanbul kısmı güzel ama çoook yorucu geçti. İstanbul'dan sonra İzmir'e geçtik.
Tatilin kalanı bir sonraki yazıda.
6 Mayıs 2012 Pazar
Babanın uykuyla imtihanı
Ece'nin gece uykuları çok iyi değil. Bu gerçi ayrı bir yazı konusu. Gecede en az iki kere uyanıyor. Onur'un ise uykusu çok ağırdır. Çok uyanmalı bir gecenin ardından sabah uyandığımızda ben Onur'a şiş ve uykusuz gözlerle bakarken onun bana "Ece de ne güzel uyudu bu gece" demişliği çoktur. Ama iyi niyetlidir aslında. Muhtemelen dişlerden dolayı Ece'nin çok uyanmaya başladığı bir dönemde, gerekirse mutlaka onu uyandırmamı önerdi Onur. Normalde onun kalkmasına gerek kalmaz. Ece toplam iki kere uyanır, emziririm, 15 dakika sonra yatağa geri dönmüş olurum. O gece Ece bir türlü uyumak bilmeyince üstüne bir de altını değiştirmek gerekince Onur'u yardıma çağırdım. Altını değiştirdim, Ece'yi Onur'a bıraktım, uyutsun diye. Elimi yıkayıp geri döndüğümde odada kimse yoktu. Gece uykusunda Ece'yi odasından dışarı çıkarmayız, sabah uyandığında ise ilk iş bizim yatağımıza getirir sabah keyfi yapar, oyun oynarız. Onur ve Ece'yi bizim odada buldum. Onur sabah oldu zannetmiş (gecenin 2si halbuki), Ece'yle oyuna başlamak üzere.
Bu olay sonrası karar verdim, Onur'u gece uyandırırsam net bir şekilde ne yapması gerektiğini söyleyeceğim diye. Bir kaç gece sonra, yine Ece'nin odasıyla bizim oda arasında mekik dokuduğum bir anda (yine gece 2 civarları) Onur'u uyandırdım ve "Onur Ece'yi uyutur musun" dedim. Onur uyandı, saate baktı ve Ece'nin yanına gitti. Telsiz hala benim yanımda. Bir kaç dakika sonra telsizdeki sesler birden uzaklaşmaya başladı. Kalktım bu sefer salonda buldum babayla kızını, Ece şaşkın şaşkın bakınıyor etrafa. Baba bu sefer de normal saat yerine alarmının saatine bakmış. Sabah 6:30 sanıyor saati. Ece de hafif direnince uykuya bu saatten sonra uyumaz artık diye almış salona getirmiş.
Bir sonraki seferde şu şekilde söyleyeceğim: "Onur saat 2:30, Ece'yi odasından çıkarmadan uyut" :))
3 Mayıs 2012 Perşembe
reklamlar
Uzun zaman oldu yazmayalı, çok şey birikti. Bir bir yazmak lazim, blogu canlandirmak lazim :)
O zaman önce biraz reklam yapayım. Gelecek yazılarda bu blogda şunları bulacaksınız
- Ece'nin 1 yaş doğum günü (günleri desek daha doğru) maceraları
- Ailecek gittiğimiz istanbul, Amasya, İzmir, Fethiye seyahatlerimiz
- Ece'nin babasının gece Ece'yi uyutma girişimleri
- Doktor kontrollerimiz
- Uyku, emzirme, ve daha niceleri...
Yakında burada :)
Not: Reklam falan bahane. Yazmayı planladığım başlıkları buraya yazayım ki gerçekten yazmak zorunda kalayım diye aslında.
O zaman önce biraz reklam yapayım. Gelecek yazılarda bu blogda şunları bulacaksınız
- Ece'nin 1 yaş doğum günü (günleri desek daha doğru) maceraları
- Ailecek gittiğimiz istanbul, Amasya, İzmir, Fethiye seyahatlerimiz
- Ece'nin babasının gece Ece'yi uyutma girişimleri
- Doktor kontrollerimiz
- Uyku, emzirme, ve daha niceleri...
Yakında burada :)
Not: Reklam falan bahane. Yazmayı planladığım başlıkları buraya yazayım ki gerçekten yazmak zorunda kalayım diye aslında.
12 Mart 2012 Pazartesi
hastalık, iştahsızlık, ilk kelimeler
Geçen hafta başından beri hafif yüksek seyreden ateş, çarşambadan itibaren başlayan iştahsızlık, perşembe üstüne eklenen ishal, cuma günü de 39'ları zorlayan ateş derken hafta sonunu hasta geçirdik. Geçirdik diyorum çünkü cuma günü bende de başladı benzer belirtiler. Ece pazar günü daha iyi gibiydi, ben ancak toparlıyorum.
Ateş kısmıyla ilgili tecrübeliyim, kendim de çocukken çok hasta olduğumdan bilırim ne yapılacağinı ama ishal ve üzerine eklenen iştahsızlık canımı sıktı. Sen bunca zaman kabızlıktan yakın, ishal konusunda sınıfta kalırsın tabi :( Bol bol anne sütü ve su içti. Çok sevdiği yoğurdu lütfen yedi, bir iki ısırık favorisi muzdan aldı, sonra onu da istemedi. Şimdi iştahı yavaş yavaş yerine geliyor. Bir iki güne eski formunu bulur umarım.
İşin hastalık kısmı farklı bir boyut tabiki ama bu süreç başka bir şeyi düşündürttü bana.
Ece'nin şimdiye kadar yemek ve kilo problemi olmadı. Katı gıdaya geçişle beraber sevdiği ve sevmediği şeyler oldu, zamanla bir ortak nokta bulduk. Ben çok ısrarcı değilimdir, Ece'ye yemek yedirme konusunda da öyleyim. Oyunla yedirme yanlısı da değilim, bir kaç alternatif sunarım, açsa yer diye düşünürüm. Zaten eğer sevdiyse yiyor sevmediyse yemiyor da aklımın bir tarafında da tilkiler dolaşmıyor değil. Acaba yeterince uğraşmıyor muyum? Çok mu rahatım?
Bu arada Ece'nin kelime haznesi gittikçe gelişiyor. Ece ve anne en favori iki kelimesi. Geçen gün emekleyerek bana doğru gelirken bir yandan da bana bakıp anne anne diye bağırıyordu. İçimin yağları eridi, gözlerim doldu :)
Ateş kısmıyla ilgili tecrübeliyim, kendim de çocukken çok hasta olduğumdan bilırim ne yapılacağinı ama ishal ve üzerine eklenen iştahsızlık canımı sıktı. Sen bunca zaman kabızlıktan yakın, ishal konusunda sınıfta kalırsın tabi :( Bol bol anne sütü ve su içti. Çok sevdiği yoğurdu lütfen yedi, bir iki ısırık favorisi muzdan aldı, sonra onu da istemedi. Şimdi iştahı yavaş yavaş yerine geliyor. Bir iki güne eski formunu bulur umarım.
İşin hastalık kısmı farklı bir boyut tabiki ama bu süreç başka bir şeyi düşündürttü bana.
Ece'nin şimdiye kadar yemek ve kilo problemi olmadı. Katı gıdaya geçişle beraber sevdiği ve sevmediği şeyler oldu, zamanla bir ortak nokta bulduk. Ben çok ısrarcı değilimdir, Ece'ye yemek yedirme konusunda da öyleyim. Oyunla yedirme yanlısı da değilim, bir kaç alternatif sunarım, açsa yer diye düşünürüm. Zaten eğer sevdiyse yiyor sevmediyse yemiyor da aklımın bir tarafında da tilkiler dolaşmıyor değil. Acaba yeterince uğraşmıyor muyum? Çok mu rahatım?
Bu arada Ece'nin kelime haznesi gittikçe gelişiyor. Ece ve anne en favori iki kelimesi. Geçen gün emekleyerek bana doğru gelirken bir yandan da bana bakıp anne anne diye bağırıyordu. İçimin yağları eridi, gözlerim doldu :)
8 Şubat 2012 Çarşamba
Ece bu aralar
Yazamiyorum. icimden gelmiyor, zamanim yok, vs. gibi bir cok mazeret :(
Bir de hasta olduk. Once ben, sonra Ece, sonra da Onur.
Ece'de cok fazla gelisme var, onlari yazayim en azindan.
- Son bir haftadir emeklemeye basladi. Uzun zamandir cok calisiyordu, en sonunda basardi. Duruma gore farkli sekillerde emekliyor. Hali uzerinde dort ayak uzerinde klasik emekleme sekli. Parkeye geldiginde ise oturur pozisyonda, bir ayak yere basar durumda, elleriyle kendisini cekerek ilerliyor. Her gecen gun hizlaniyor :) Cok sevimli. Videolar yolda...
- Yatar pozisyondan oturur pozisyona gecebiliyor. Uykudan uyandiginda oturur durumda buluyoruz bazen.
- Arada ayaga kalkmaya calisiyor. Henuz yapamadi ama yakindir.
- Soylediklerimizin bir kismini anliyor. Bazi oyuncaklarinin isimlerini, baba, bilbo kelimelerini biliyor. Anneden emin degilim :(
- Soyledigimi bazi seyleri tekrar etmeye calisiyor. Arada Ece demeye calistigini zannediyorum. En fazla soyledigi sey "Ba" (Ba, baba, bababa gibi versiyonlarla)
- Kahvaltisini kendisi elleriyle yiyor. Bulamac vermiyorum. Kucuk parcalar halinde onune koyuyorum, kendisi alip yiyor. Yumurta sarisi, tam bugday ekmegi ve peynir yiyor. Bir de mandalin/portakal suyu iciyor. Yakinda zeytin de vermeye baslayacagim. Bir de pekmezi ekleyeyim istiyorum ama nasil bilemiyorum.
- Meyvelerle arasi cok iyi. Kis meyvelerinden Armut yiyor. Elmayi cok tercih etmiyor. Muz ve kiviye bayiliyor. Her gun haslanmis ve ezilmis kuru kayisi veya erik yiyor.
- Muzu cok seviyor, isirarak yiyor. Biraksam kocaman parcalar koparacak. Engelledigim icin kiziyor bana.
- Yogurda bayiliyor, ne kadar tok olursa olsun, yogurda asla hayir demiyor.
- Sebzelere olan ilgisi biraz azaldi. Tahminim kahvaltiya basladigimiz icin eskisi kadar ac olmuyor ogle yemegi vaktinde.
NOT: Turkce karakterler icin kusura bakmayin, farkli bir bilgisayarda yaziyorum, bu seferlik boyle oldu.
Bir de hasta olduk. Once ben, sonra Ece, sonra da Onur.
Ece'de cok fazla gelisme var, onlari yazayim en azindan.
- Son bir haftadir emeklemeye basladi. Uzun zamandir cok calisiyordu, en sonunda basardi. Duruma gore farkli sekillerde emekliyor. Hali uzerinde dort ayak uzerinde klasik emekleme sekli. Parkeye geldiginde ise oturur pozisyonda, bir ayak yere basar durumda, elleriyle kendisini cekerek ilerliyor. Her gecen gun hizlaniyor :) Cok sevimli. Videolar yolda...
- Yatar pozisyondan oturur pozisyona gecebiliyor. Uykudan uyandiginda oturur durumda buluyoruz bazen.
- Arada ayaga kalkmaya calisiyor. Henuz yapamadi ama yakindir.
- Soylediklerimizin bir kismini anliyor. Bazi oyuncaklarinin isimlerini, baba, bilbo kelimelerini biliyor. Anneden emin degilim :(
- Soyledigimi bazi seyleri tekrar etmeye calisiyor. Arada Ece demeye calistigini zannediyorum. En fazla soyledigi sey "Ba" (Ba, baba, bababa gibi versiyonlarla)
- Kahvaltisini kendisi elleriyle yiyor. Bulamac vermiyorum. Kucuk parcalar halinde onune koyuyorum, kendisi alip yiyor. Yumurta sarisi, tam bugday ekmegi ve peynir yiyor. Bir de mandalin/portakal suyu iciyor. Yakinda zeytin de vermeye baslayacagim. Bir de pekmezi ekleyeyim istiyorum ama nasil bilemiyorum.
- Meyvelerle arasi cok iyi. Kis meyvelerinden Armut yiyor. Elmayi cok tercih etmiyor. Muz ve kiviye bayiliyor. Her gun haslanmis ve ezilmis kuru kayisi veya erik yiyor.
- Muzu cok seviyor, isirarak yiyor. Biraksam kocaman parcalar koparacak. Engelledigim icin kiziyor bana.
- Yogurda bayiliyor, ne kadar tok olursa olsun, yogurda asla hayir demiyor.
- Sebzelere olan ilgisi biraz azaldi. Tahminim kahvaltiya basladigimiz icin eskisi kadar ac olmuyor ogle yemegi vaktinde.
NOT: Turkce karakterler icin kusura bakmayin, farkli bir bilgisayarda yaziyorum, bu seferlik boyle oldu.
19 Ocak 2012 Perşembe
Alkış
Ece bir iki hafta önce alkış yapmayı öğrendi. O kadar hoşuna gitti ki her fırsatta yapıyor.
Geçen gece normalden fazla uyandı, uyku sersemi yanına gittim. Kucağıma gelir gelmez başladı alkış yapmaya.
"Yaşasın yine başardım annemi getirmeyi"
Geçen gece normalden fazla uyandı, uyku sersemi yanına gittim. Kucağıma gelir gelmez başladı alkış yapmaya.
"Yaşasın yine başardım annemi getirmeyi"
18 Ocak 2012 Çarşamba
çığlık çığlığa
Ece 2-3 aylıkken başlamıştı sesler çıkartmaya. Her geçen ay arttı çıkarttığı sesler. Önce agularla başladı, sonra ba, da, ma geldi. Son iki aydır yeni bir eğlencesi var Ece'nin: Çığlık atmak.
Keyfi yerinde olduğu zamanlarda tüm gücüyle çığlık atıyor. Ama nasıl bir ses. En yüksek perdeden. Kulaklarımız çınlıyor resmen. Kedimiz Bilbo da kaçacak delik arıyor kendine.
Deli biraz bizim kız :)
Keyfi yerinde olduğu zamanlarda tüm gücüyle çığlık atıyor. Ama nasıl bir ses. En yüksek perdeden. Kulaklarımız çınlıyor resmen. Kedimiz Bilbo da kaçacak delik arıyor kendine.
Deli biraz bizim kız :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)