Ece'nin buyumesiyle beraber yazilar da once azaldi, sonra durdu. Yazacak bir sey olmadigindan degil; aksine o kadar cok sey var ki yazacak. Sordugu sorular, ilgisini ceken seyler, soyledigi seyler, okul, arkadaslari vs. 3 yas oncesi yazilarim genelde emzirme, tuvalet, uyku uzerineymis. 3 yasa gelince bunlarin bir cogu bittiginden yazilar da o nedenle durdu sanirim.
Ece 2014 agustos sonundan beri okula gidiyor. Her gun 8:15-8:45 arasi basliyor, aksam 15:15'e kadar. Carsambalari ise yarim gun. Hem ingilizce hem de fransizca konusuluyor okulda. Cocuklarin iki dili daha kolay ogrenebilmeleri icin hem ogretmenler farkli hem de siniflar. Bir gun ingilizce ogretmeniyle ingilizce sinifinda, diger gun fransizca ogretmeniyle fransizca sinifinda. Fransizca'yi gecen sene duymaya baslamisti, haftada 3 ogleden sonra gittigi oyun grubunda (Jardin d'enfant). Bu sene uzerine Ingilizce de eklendi.
Yeni bir okul, yeni bir dil olunca, konu da Ece olunca, okula tekrar alismak gerekti tabi ki :) Okula alisma donemini bu sene 1,5 ayda tamamladik (Gecen sene 2,5 ay surmustu). Ece'nin okulla ilgili ana sorununun dil oldugunu dusunuyorum. Ece konusmayi cok seven bir cocuk. Ama okula gidip hic anlamadigi, anlasa da konusamadigi bir ortam, dogal olarak, bulunmak istedigi bir ortam olmuyor. Dili ogrendikce ilgisi ve kendine guveni artiyor, bunu bu sene daha iyi gozlemledik. Ingilizce'yi cok hizli ogreniyor. Hem kolay olusundan hem de yapi olarak Fransizca'ya biraz benzediginden sanirim.
Ece okula basladigindan beri sabahlari ve aksamlari inanilmaz bir kosusturma icinde oluyoruz. Sabah saat 6:40'a kurulu saatimiz. 7:15 gibi Ece'nin kalkmis, disini fircalamis ve uzerini giyinmis olarak kahvalti sofrasinda olmasini hedefliyoruz. Bu hedefi tutturmak herzaman kolay olmuyor, ozellikle Ece servise gec kalinabilecegini (ve o durumda baba ya da annenin onu goturecegini) anladigindan beri. Bir kere kacirdik servisi, ondan sonra sabahlari "ben gec kalmak istiyorum" der oldu. Artik "ben okula gitmek istemiyorum"u cok nadir soyluyor. 7:50'de servis geliyor ve okuluna gidiyor. Arkadasi Ada ile ayni serviste, ama tercihen tek basina oturuyor. Koltuklarda yukseltici var, emniyet kemeri takiyorlar. Servis soforu Jessica, kucuklerle teker teker ilgileniyor, kemerlerini bagliyor. kontrol ediyor. Kisin hava soguyunca yanina eldiven, bere vermeye basladim. 1 ay oldu hala kaybetmedi onlari. Ben 3 gun omur bicmitim :) Sorumluluk hissi inanilmaz yuksek, ama bir gun kaybederse cok uzulecek :) Okulun baslarinda en sevdigi ayakkabilarini kaybedecegi korkusuyla okula giymek istemiyordu :) Bir gun bir tokasini kaybetti, nasil agladi anlatamam. Kisaca sabah 1 saat inanilmaz bir kosusturma ve "Hadi Ece" diyerek geciyor. Erken de kalksa zamaninda da kalksa farkeden bir sey olmuyor.
Gelelim aksam kosusturmamiza... Aksamlari 15:15'te dersleri bitiyor ama servis buyuk siniflari bekledigi icin 4'te kalkiyor. Ufakliklar 4'e kadar zaman geciriyorlar. 4:15'te eve gelmis oluyor. Ben calisirken 5:45'te evde oluyordum. 6'da yemege oturuyoruz. Ece hanimin yemek keyfi 6:45'ten once bitmiyor. Biraz sohbet muhabbet, biraz oyun derken 7:15'te yatak hazirligina basliyoruz, hedef 8:00'de uyumus olmasi. Uyku oncesi babasiyla ya da benimle kitap okuyor, sonra benimle isiklar kapali hikaye ve sohbet vakti, sonra da uyuyor. Bu kadar kolay olmuyor tabi. Kac kitap okunacaginin pazarliklari, kac hikaye anlatilacaginin pazarliklari, yataktan kalkip babaya bir kac kere iyi geceler demeler, son kez diyerek su icmeler, tekrar tekrar tuvalete gitmeler gibi turlu mazeretler arasindan bazilari secilerek uyku geciktirme cabalari eksik olmuyor. 3 yasindan itibaren ogle uykularini birakti, o nedenle eger bir kac dakika konusmadan yataginda yatabilirse hemen daliyor uykuya. Eger gece uykusunu 10,5 - 11 saat uyumussa, oglen uyumuyor. Zaten evde cok zor uyurdu, benle hic uyumaz, bakicisiyla belki uyurdu. Arabayla bir yere gidiyorsak o zaman sallanmaya dayanamayip uyuyor gerci :)
Vee butun bu kosusturmalarin uzerine bir de Deniz eklendi :) Deniz, Ece'nin bir tanecik kardesi, bizim bir tanecik oglumuz, aramiza hos geldin, iyi ki geldin. Senin gelis hikayen de bir sonraki yaziya artik...