Ilk hamileligimde kendimi gorunmez bir kalkanla korumaya almistim sanki. Disarda olan hicbir sey beni etkilemiyordu, tum konsantrasyonum kendimde ve karnimdaki minikteydi. Inanilmaz huzurlu gecen 40 hafta ve 4 gunun sonunda bir tanecik kizim Ece dogdu. Ece'ye hamileyken bir Cin, bir Kanada seyahati yapmis, henuz hamile oldugumu dahi bilmezken mavi yolculuga cikmistim.
Ikinci hamileligim ise hayatin normal temposunda ve stresinde gecti. Deniz'e hamileyken iki kere (2,5 ay ve 4 ay) tekneyle birer hafta denize acildik, yelken yaptik. O aylarda henuz karnim da pek cikmadigi icin teknede normal isleri yapmakta bir sorun olmadi. Son seyahatimi Kasim'da, aylardir duzenleme komitesinde oldugum konferansa katilmak icin Istanbul'a yaptim. Artik 7 aylik hamileydim ve biraz yorulmaya baslamistim :)
Iki hamileligimde problemsiz ve aktif gecti, bu acidan sansliyim sanirim. Bir yandan da kendime bakiyor, yediklerime dikkat ediyor ve egzersiz yapmayi, en azindan yurumeyi ihmal etmiyorum. Vucudumda su birikmesi vs. gibi problemler olmuyor ve ben doguma kadar aktif bir hamilelik gecirebiliyorum.
Deniz'in tahmini dogum tarihi, benim son adet tarihime gore 24 Ocak, 12. haftada yapilan ultrasona gore 17 Ocak'ti. Doktorum (Ece'de de gittigim doktor) 17 Ocak'a gore planlarini yapiyordu, bense 24 Ocak'a gore :) Son haftalara dogru ogrendim ki 23 Ocak'ta tatile cikiyor. 14 Ocak'taki muayenede Deniz'de henuz doguma dair bir hareketlenme yoktu. Doktorum 20 Ocak'a randevu verdi. 19 Ocak gecesi diger gecelerden farkli, biraz sancili/agrili gecti, vucut doguma hazirlaniyormus meger. 20 Ocak'taki muayenede dogumun cok yakin oldugunu, muhtemelen o gitmeden once dogumun baslayacagini soyledi doktorum, ve persembe sabahi telefonlasmak uzere ciktik ofisinden.
Yapmamiz gereken isler vardi Onur'la. Deniz'in dogum hediyesi olarak ablasina getirecegi bir oyuncak almistik zaten. Ama bir gece once Ece uykusunda "anne bana Elsa cantasi alir misin" demisti. Biz de Deniz'in Ece'ye getirecegi en guzel hediyenin Elsa cantasi olduguna karar vermistik, Elsa cantasi dogumdan once alinmaliydi. Bir de ben o gece balik yemek istiyordum, marketten balik almamiz lazimdi. Bunlarin hepsini yapabilecegimiz bir yere gittik. Dolasirken benim sancilarim hafiften baslamis ve duzene girmeye baslamisti. Yururken arada Onur'un elini tutuyor ve duruyordum. Sanci gecince devam ediyorduk :) Elsa cantasi bulamadik ama baligi aldik. Yolda Onur'a rica ettim: "Onur'cum bu sefer baligi sef tarzinda degil de acele tarzda pisir lutfen. Benim sancilarim siddetlenmeye basladi". Ece'yi dogurdugum gece de balik yemistik, ustelik ben pisirmistim. Bu sefer pisirecek durumda degildim :) Ben o sirada Ece'yle oynadim.
Balik pisti. Yemegi yedik. Yemekte ara ara sancilar geliyordu, durup yemeye devam ediyordum. O yemek illaki yenecekti :) Neden oyle davrandigimi bilmiyorum. Sanirim bir yanim Ece'nin yatma saatine kadar evde kalabilmek istiyordu. Ece'yi uyutup oyle cikabilmek. O kadar dayanamasam da, en azindan, tek cocuklu bir aile olarak hep beraber son kez yemek yemek. O gunden sonra ayni anda sofrada olmasak bile, artik iki cocuklu bir aile olacaktik. Son catalimi aldim, sancilarin arasi 5 dakika civarindaydi. Hadi dedik, artik gidelim. Ece cok istedi bizle gelmeyi. Akli bizde kaldi. Cok zor uyumus bizden sonra, gece de sabaha karsi uyanip bir daha uyuyamamis. Babannesiyle oyun oynamislar :)
Biz 19:00 gibi evden ciktik, 19:37'de hastanenin otoparkina girmistik. 21:07'de Deniz dogdu. Ece'yi uyutup oyle gelebilirmisim yani :)
Hastanede bizi hemen dogum odasina aldilar, aciklik 4-5 cm dedi ebe. Epidural istiyor musun diye sordu, o an katlanilabilir gelmisti sancilar, bir dusuneyim dedim. Aradan 5dk gecmemisti ki "evet" dedim, "istiyorum epidural" :) Anesteziste haber verdiler, bir yandan da ebe hazirliklari yapiyor. Anestezist gelmek bilmedi. Benimle ayni anda iki tane daha hamile kadin gelmis. O saatte nobetci tek anestezist oldugu icin onlari birakip bana gelmesi zaman aldi. Anestezist gelip bana epidurali yapmaya basladiginda aciklik 9cm olmustu. Bir miktar epidural verdi sanirim ama benim sancilarima etkisi pek olmadi. Bastan istemiyorum desem gogsumu gere gere epiduralsiz dogum yaptim diyebilirdim, ayni sancilari cekip epiduralli dogum yapmis oldum :)
Her sey inanilmaz hizli oldu. Ilk dogumdan sonrakilerin daha hizli gelistigini bilmeme ragmen bu kadarini beklemiyordum. Bir de ilk dogumdan farkli olarak, dogumla ilgili kaygiliydim biraz. Hem kendimle hem de bebekle ilgili. Her sey yolunda gidecek mi? Bebek saglikli dogacak mi? Belki ilk dogumda Ece'nin boynuna dolanan kordon sebebiyle vakum kullanmis olmalarinin etkisi; belki dogumun kendisi... Bilemiyorum kaygimin sebebini... Ilk dogumuma, belki de basima geleceklerden habersiz oldugum icin, cok daha sakin girmistim. Onur her zamanki gibi bana inanilmaz destek oldu. Beni gaza getirmek icin bir ara "cok cesursun" dedi, "CESUR OLMAK ISTEMIYORUM" dedim. Bagirmis olabilir miyim? Hatirlamiyorum :)
Daha jinekologum gelmemisti, ebe artik zamanin geldigini birazdan ittirmeye baslayabilecegimizi soyledi. Sonrasi cok hizli oldu. Doktorum da zamaninda gelebildi. Ilk ittirmelerimi begenmedi ebeler, fazla bagiriyormusum :). Bagirinca, gucu ittirmek yerine ses cikarmaya yoneltmis oluyormusum. Neyse, tekrar denedik, bir kac seferden sonra, 21:07'de, Deniz gogsumde yatiyordu. Epey mordu rengi, aslinda kalp atisi ya da nefes alisinda bir problem olmamisti dogum sirasinda ama onun da, ablasi gibi, boynuna kordon dolanmis. Bu sefer cikmasina bir engel teskil etmedi neyse ki. Rengi hizla pembeye dondu. Gogsumde yatarken ih-ih sesler cikariyor ama aglamiyordu. Ne zamanki kontrol icin gogsumden aldilar, o zaman aglamaya basladi. O gunden bu yana da cok nadir agliyor. Kontrollerden sonra tekrar gogsume yatirdilar Deniz'i ve yaklasik 2 saat o sekilde kaldik. Sonra odaya ciktik. Dogumdan yaklasik yarim saat sonra konusurken, Onur'la, daha fazla cocuk istemedigimize karar verdik, 2 gayet iyi :)
Yaklasik 4 gun kaldik hastanede, burada normal prosedur. Ece her gun ziyarete geldi. Cok heyecanliydi ilk geldiginde odaya. Yuzunde hem heyecan, hem endise, karisik duygular vardi. Cok sevdi kardesini, en cok da kardesinin getirdigi hediyeleri sevdi. Hepimiz icin yeni bir hayatin baslangiciydi o gun. Dun Deniz 3 aylik oldu. Bugun de Ece 4 yasinda. Gectigimiz 3 ay icinde hep soyledigim gibi: ikinci cocuk kolay, iki cocuk zor :)
Deniz'cim, hayatimiza hos geldin bir tanem, iyi ki geldin :)
21 Nisan 2015 Salı
3 Mart 2015 Salı
Uzun aradan sonra...
Ece'nin buyumesiyle beraber yazilar da once azaldi, sonra durdu. Yazacak bir sey olmadigindan degil; aksine o kadar cok sey var ki yazacak. Sordugu sorular, ilgisini ceken seyler, soyledigi seyler, okul, arkadaslari vs. 3 yas oncesi yazilarim genelde emzirme, tuvalet, uyku uzerineymis. 3 yasa gelince bunlarin bir cogu bittiginden yazilar da o nedenle durdu sanirim.
Ece 2014 agustos sonundan beri okula gidiyor. Her gun 8:15-8:45 arasi basliyor, aksam 15:15'e kadar. Carsambalari ise yarim gun. Hem ingilizce hem de fransizca konusuluyor okulda. Cocuklarin iki dili daha kolay ogrenebilmeleri icin hem ogretmenler farkli hem de siniflar. Bir gun ingilizce ogretmeniyle ingilizce sinifinda, diger gun fransizca ogretmeniyle fransizca sinifinda. Fransizca'yi gecen sene duymaya baslamisti, haftada 3 ogleden sonra gittigi oyun grubunda (Jardin d'enfant). Bu sene uzerine Ingilizce de eklendi.
Yeni bir okul, yeni bir dil olunca, konu da Ece olunca, okula tekrar alismak gerekti tabi ki :) Okula alisma donemini bu sene 1,5 ayda tamamladik (Gecen sene 2,5 ay surmustu). Ece'nin okulla ilgili ana sorununun dil oldugunu dusunuyorum. Ece konusmayi cok seven bir cocuk. Ama okula gidip hic anlamadigi, anlasa da konusamadigi bir ortam, dogal olarak, bulunmak istedigi bir ortam olmuyor. Dili ogrendikce ilgisi ve kendine guveni artiyor, bunu bu sene daha iyi gozlemledik. Ingilizce'yi cok hizli ogreniyor. Hem kolay olusundan hem de yapi olarak Fransizca'ya biraz benzediginden sanirim.
Ece okula basladigindan beri sabahlari ve aksamlari inanilmaz bir kosusturma icinde oluyoruz. Sabah saat 6:40'a kurulu saatimiz. 7:15 gibi Ece'nin kalkmis, disini fircalamis ve uzerini giyinmis olarak kahvalti sofrasinda olmasini hedefliyoruz. Bu hedefi tutturmak herzaman kolay olmuyor, ozellikle Ece servise gec kalinabilecegini (ve o durumda baba ya da annenin onu goturecegini) anladigindan beri. Bir kere kacirdik servisi, ondan sonra sabahlari "ben gec kalmak istiyorum" der oldu. Artik "ben okula gitmek istemiyorum"u cok nadir soyluyor. 7:50'de servis geliyor ve okuluna gidiyor. Arkadasi Ada ile ayni serviste, ama tercihen tek basina oturuyor. Koltuklarda yukseltici var, emniyet kemeri takiyorlar. Servis soforu Jessica, kucuklerle teker teker ilgileniyor, kemerlerini bagliyor. kontrol ediyor. Kisin hava soguyunca yanina eldiven, bere vermeye basladim. 1 ay oldu hala kaybetmedi onlari. Ben 3 gun omur bicmitim :) Sorumluluk hissi inanilmaz yuksek, ama bir gun kaybederse cok uzulecek :) Okulun baslarinda en sevdigi ayakkabilarini kaybedecegi korkusuyla okula giymek istemiyordu :) Bir gun bir tokasini kaybetti, nasil agladi anlatamam. Kisaca sabah 1 saat inanilmaz bir kosusturma ve "Hadi Ece" diyerek geciyor. Erken de kalksa zamaninda da kalksa farkeden bir sey olmuyor.
Gelelim aksam kosusturmamiza... Aksamlari 15:15'te dersleri bitiyor ama servis buyuk siniflari bekledigi icin 4'te kalkiyor. Ufakliklar 4'e kadar zaman geciriyorlar. 4:15'te eve gelmis oluyor. Ben calisirken 5:45'te evde oluyordum. 6'da yemege oturuyoruz. Ece hanimin yemek keyfi 6:45'ten once bitmiyor. Biraz sohbet muhabbet, biraz oyun derken 7:15'te yatak hazirligina basliyoruz, hedef 8:00'de uyumus olmasi. Uyku oncesi babasiyla ya da benimle kitap okuyor, sonra benimle isiklar kapali hikaye ve sohbet vakti, sonra da uyuyor. Bu kadar kolay olmuyor tabi. Kac kitap okunacaginin pazarliklari, kac hikaye anlatilacaginin pazarliklari, yataktan kalkip babaya bir kac kere iyi geceler demeler, son kez diyerek su icmeler, tekrar tekrar tuvalete gitmeler gibi turlu mazeretler arasindan bazilari secilerek uyku geciktirme cabalari eksik olmuyor. 3 yasindan itibaren ogle uykularini birakti, o nedenle eger bir kac dakika konusmadan yataginda yatabilirse hemen daliyor uykuya. Eger gece uykusunu 10,5 - 11 saat uyumussa, oglen uyumuyor. Zaten evde cok zor uyurdu, benle hic uyumaz, bakicisiyla belki uyurdu. Arabayla bir yere gidiyorsak o zaman sallanmaya dayanamayip uyuyor gerci :)
Vee butun bu kosusturmalarin uzerine bir de Deniz eklendi :) Deniz, Ece'nin bir tanecik kardesi, bizim bir tanecik oglumuz, aramiza hos geldin, iyi ki geldin. Senin gelis hikayen de bir sonraki yaziya artik...
Ece 2014 agustos sonundan beri okula gidiyor. Her gun 8:15-8:45 arasi basliyor, aksam 15:15'e kadar. Carsambalari ise yarim gun. Hem ingilizce hem de fransizca konusuluyor okulda. Cocuklarin iki dili daha kolay ogrenebilmeleri icin hem ogretmenler farkli hem de siniflar. Bir gun ingilizce ogretmeniyle ingilizce sinifinda, diger gun fransizca ogretmeniyle fransizca sinifinda. Fransizca'yi gecen sene duymaya baslamisti, haftada 3 ogleden sonra gittigi oyun grubunda (Jardin d'enfant). Bu sene uzerine Ingilizce de eklendi.
Yeni bir okul, yeni bir dil olunca, konu da Ece olunca, okula tekrar alismak gerekti tabi ki :) Okula alisma donemini bu sene 1,5 ayda tamamladik (Gecen sene 2,5 ay surmustu). Ece'nin okulla ilgili ana sorununun dil oldugunu dusunuyorum. Ece konusmayi cok seven bir cocuk. Ama okula gidip hic anlamadigi, anlasa da konusamadigi bir ortam, dogal olarak, bulunmak istedigi bir ortam olmuyor. Dili ogrendikce ilgisi ve kendine guveni artiyor, bunu bu sene daha iyi gozlemledik. Ingilizce'yi cok hizli ogreniyor. Hem kolay olusundan hem de yapi olarak Fransizca'ya biraz benzediginden sanirim.
Ece okula basladigindan beri sabahlari ve aksamlari inanilmaz bir kosusturma icinde oluyoruz. Sabah saat 6:40'a kurulu saatimiz. 7:15 gibi Ece'nin kalkmis, disini fircalamis ve uzerini giyinmis olarak kahvalti sofrasinda olmasini hedefliyoruz. Bu hedefi tutturmak herzaman kolay olmuyor, ozellikle Ece servise gec kalinabilecegini (ve o durumda baba ya da annenin onu goturecegini) anladigindan beri. Bir kere kacirdik servisi, ondan sonra sabahlari "ben gec kalmak istiyorum" der oldu. Artik "ben okula gitmek istemiyorum"u cok nadir soyluyor. 7:50'de servis geliyor ve okuluna gidiyor. Arkadasi Ada ile ayni serviste, ama tercihen tek basina oturuyor. Koltuklarda yukseltici var, emniyet kemeri takiyorlar. Servis soforu Jessica, kucuklerle teker teker ilgileniyor, kemerlerini bagliyor. kontrol ediyor. Kisin hava soguyunca yanina eldiven, bere vermeye basladim. 1 ay oldu hala kaybetmedi onlari. Ben 3 gun omur bicmitim :) Sorumluluk hissi inanilmaz yuksek, ama bir gun kaybederse cok uzulecek :) Okulun baslarinda en sevdigi ayakkabilarini kaybedecegi korkusuyla okula giymek istemiyordu :) Bir gun bir tokasini kaybetti, nasil agladi anlatamam. Kisaca sabah 1 saat inanilmaz bir kosusturma ve "Hadi Ece" diyerek geciyor. Erken de kalksa zamaninda da kalksa farkeden bir sey olmuyor.
Gelelim aksam kosusturmamiza... Aksamlari 15:15'te dersleri bitiyor ama servis buyuk siniflari bekledigi icin 4'te kalkiyor. Ufakliklar 4'e kadar zaman geciriyorlar. 4:15'te eve gelmis oluyor. Ben calisirken 5:45'te evde oluyordum. 6'da yemege oturuyoruz. Ece hanimin yemek keyfi 6:45'ten once bitmiyor. Biraz sohbet muhabbet, biraz oyun derken 7:15'te yatak hazirligina basliyoruz, hedef 8:00'de uyumus olmasi. Uyku oncesi babasiyla ya da benimle kitap okuyor, sonra benimle isiklar kapali hikaye ve sohbet vakti, sonra da uyuyor. Bu kadar kolay olmuyor tabi. Kac kitap okunacaginin pazarliklari, kac hikaye anlatilacaginin pazarliklari, yataktan kalkip babaya bir kac kere iyi geceler demeler, son kez diyerek su icmeler, tekrar tekrar tuvalete gitmeler gibi turlu mazeretler arasindan bazilari secilerek uyku geciktirme cabalari eksik olmuyor. 3 yasindan itibaren ogle uykularini birakti, o nedenle eger bir kac dakika konusmadan yataginda yatabilirse hemen daliyor uykuya. Eger gece uykusunu 10,5 - 11 saat uyumussa, oglen uyumuyor. Zaten evde cok zor uyurdu, benle hic uyumaz, bakicisiyla belki uyurdu. Arabayla bir yere gidiyorsak o zaman sallanmaya dayanamayip uyuyor gerci :)
Vee butun bu kosusturmalarin uzerine bir de Deniz eklendi :) Deniz, Ece'nin bir tanecik kardesi, bizim bir tanecik oglumuz, aramiza hos geldin, iyi ki geldin. Senin gelis hikayen de bir sonraki yaziya artik...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)