12 Mart 2012 Pazartesi

hastalık, iştahsızlık, ilk kelimeler

Geçen hafta başından beri hafif yüksek seyreden ateş, çarşambadan itibaren başlayan iştahsızlık, perşembe üstüne eklenen ishal, cuma günü de 39'ları zorlayan ateş derken hafta sonunu hasta geçirdik. Geçirdik diyorum çünkü cuma günü bende de başladı benzer belirtiler. Ece pazar günü daha iyi gibiydi, ben ancak toparlıyorum.

Ateş kısmıyla ilgili tecrübeliyim, kendim de çocukken çok hasta olduğumdan bilırim ne yapılacağinı ama ishal ve üzerine eklenen iştahsızlık canımı sıktı. Sen bunca zaman kabızlıktan yakın, ishal konusunda sınıfta kalırsın tabi :( Bol bol anne sütü ve su içti. Çok sevdiği yoğurdu lütfen yedi, bir iki ısırık favorisi muzdan aldı, sonra onu da istemedi. Şimdi iştahı yavaş yavaş yerine geliyor. Bir iki güne eski formunu bulur umarım.

İşin hastalık kısmı farklı bir boyut tabiki ama bu süreç başka bir şeyi düşündürttü bana.

Ece'nin şimdiye kadar yemek ve kilo problemi olmadı. Katı gıdaya geçişle beraber sevdiği ve sevmediği şeyler oldu, zamanla bir ortak nokta bulduk. Ben çok ısrarcı değilimdir, Ece'ye yemek yedirme konusunda da öyleyim.   Oyunla yedirme yanlısı da değilim, bir kaç alternatif sunarım, açsa yer diye düşünürüm. Zaten eğer sevdiyse yiyor sevmediyse yemiyor da aklımın bir tarafında da tilkiler dolaşmıyor değil. Acaba yeterince uğraşmıyor muyum? Çok mu rahatım?

Bu arada Ece'nin kelime haznesi gittikçe gelişiyor. Ece ve anne en favori iki kelimesi. Geçen gün emekleyerek bana doğru gelirken bir yandan da bana bakıp anne anne diye bağırıyordu. İçimin yağları eridi, gözlerim doldu :)