8 Mayıs 2012 Salı

Tatil anilari -1


Nisan ayında uzun bir tatil yaptık, tek yazıya sığmayacak kadar uzun. İstanbul-Amasya-İstanbul-İzmir-Fethiye duraklı çok gezmeli, görmeli, çok keyifli ama bir o kadar da yorucu bir tatil.

İstanbul'a geldikten 2 gün sonra Amasya'ya geçtik. Kuzenimin düğünü vardı, bütün aile orada olacaktı, onların Ece'yi, Ece'nin onları görmesi için uygun bir ortamdı. Uçakla Samsun'a uçtuk. Annem, babam, Onur, Ece, ben  eşyalar ve Ece'nin arabası ve koltuğu, bir şekilde arabaya sığdık ve Amasya'ya gittik. Öncesinde Samsun'a uğrayıp balık yedik. Ece mezgit ve kalkan balığını mideye indirdi. Biz de Ece'den arta kalanları :) Ertesi gün sabahtan gezindik, akşam üstü düğüne hazırlandık (kuaför, vs.),ve düğüne gittik. Sonuçta düğünde 10 dakika durabilsek de orada olabilmek güzeldi. Onur, babam, ben, geri dönüp çoktan uyumuş olan Ece'yi odaya yatağına yatırdık. Ama deli gibi açız. Ece'nin telsizi otelin avlusunda çekiyordu. Otel restoranının garsonuna sorduk, buraya bir masa koyup servis yapmanız mümkün olur mu diye. Dünyanın en doğal şeyini istiyormuşuz gibi tabi dediler. Bizim gibi İsviçre'den gelip garsonlar tarafından kötü davranılmaya alışmış insanlar için inanılmaz bir durumdu :)

Ertesi gün İstanbul'a döndük. İstanbul'da bir arkadaşımızın evinde kaldık. Arkadaşlarımızın 2 yaşındaki kızları Mira ile Ece'nin oyunları görmeye, izlemeye değerdi. Sabahları Mira'nın sesini duyan Ece, normalden 1 saat erken uyandı hep. Heyecanla salona oyun arkadaşının yanına gitmek istedi her sabah. Karşılıklı kahvaltı ettiler, oynadılar (arada ufak krizler çıkıyordu ama hallediyorduk bir şekilde). Ece çok şey öğrendi Mira'dan.

İstanbul'da biraz erkence Ece'nin doğum gününü kutladık. Böylece Ece'nin 40 gün 40 gece sürecek olan 1 yaş doğum günü kutlamaları başlamış oldu :)

İstanbul'daki günlerimizin kalanında genelde Ece'nin yeni doğmuş kuzeni Bade'nin yanındaydık. Biz oradayken 1 aylıktı Badecik. Çok tatlı, çok küçük, çok şirin. Ece'nin o halleri geldi aklıma. Bir yandan özlüyor insan, bir yandan da ne kadar yorucu ve stresli bir dönem olduğunu hatırlıyor.

Bade ve Mira'dan fırsat bulduğumuz zamanlarda arkadaşlarla görüştük. Çok yakın arkadaşlarımızın Ece'den 1 ay küçük ikizlerini, Irmak ve Çınar'ı gördük. İkisi de birbirinden şirin, ikisi de tamamen ayrı birer karakter. Ece'den önce başladılar emeklemeye. Ben Ece'yi hızlı emekliyor zannediyordum, Irmak ve Çınar'görünce fikrim değişti.

En son gördüğümüzde 10 günlük olan ama blogu sayesinde yakından takip edebildiğimiz Duru'yu görebildik sonunda. Aksamın sonunda Ece'nin nerede uyuyacağıyla başlayan ufak çaplı bir krize sebep olduk. Ece'yi Duru'nun eski yatağında yatırmaya kalkışınca, hem de yatağı anne-babasının odasına koyunca Duru haklı olarak isyan etti :)

Tatilin İstanbul kısmı güzel ama çoook yorucu geçti. İstanbul'dan sonra İzmir'e geçtik.

Tatilin kalanı bir sonraki yazıda.

2 yorum:

  1. Isvicre'de garsonlar tarafindan tartaklanmaya alismis olmaniza cok güldüm ya, gercekten nedir abi bu sizin oralarin, özellikle Fransiz garsonlarinin, kücük daglari ben yarattim durumlari, napiyosun abicim, sanki uzaya mekik firlatirken rahatsiz ediyormusuz gibi lütfetmeler filan:). Tatil performansiniz cok iyiymis, takdir ettim bu arada:).

    YanıtlaSil
  2. Sorma Cigdem, cok dertliyiz bu konuda. Simdi alistik sayilir da, ilk geldigimizde Isvicre'ye sok olmustuk garsonlarin davranislari karsisinda. Isvicre'nin Alman tarafinda daha kibar garsonlar gercekten, Fransiz tarafinda ve Fransa'daki restoranlarda garsonla minimum iletisim icerisinde olmaya calisiyoruz ki azarlanma ihtimalini dusurelim :)

    Siz de iyi bilirsiniz. Cocukla tatile cikildiginda Tatil = dinlenme konseptini rafa kaldirmak gerekiyor. Isin o kismini saymazsak guzel bir tatil oldu gercekten.

    YanıtlaSil