Yazamiyorum. icimden gelmiyor, zamanim yok, vs. gibi bir cok mazeret :(
Bir de hasta olduk. Once ben, sonra Ece, sonra da Onur.
Ece'de cok fazla gelisme var, onlari yazayim en azindan.
- Son bir haftadir emeklemeye basladi. Uzun zamandir cok calisiyordu, en sonunda basardi. Duruma gore farkli sekillerde emekliyor. Hali uzerinde dort ayak uzerinde klasik emekleme sekli. Parkeye geldiginde ise oturur pozisyonda, bir ayak yere basar durumda, elleriyle kendisini cekerek ilerliyor. Her gecen gun hizlaniyor :) Cok sevimli. Videolar yolda...
- Yatar pozisyondan oturur pozisyona gecebiliyor. Uykudan uyandiginda oturur durumda buluyoruz bazen.
- Arada ayaga kalkmaya calisiyor. Henuz yapamadi ama yakindir.
- Soylediklerimizin bir kismini anliyor. Bazi oyuncaklarinin isimlerini, baba, bilbo kelimelerini biliyor. Anneden emin degilim :(
- Soyledigimi bazi seyleri tekrar etmeye calisiyor. Arada Ece demeye calistigini zannediyorum. En fazla soyledigi sey "Ba" (Ba, baba, bababa gibi versiyonlarla)
- Kahvaltisini kendisi elleriyle yiyor. Bulamac vermiyorum. Kucuk parcalar halinde onune koyuyorum, kendisi alip yiyor. Yumurta sarisi, tam bugday ekmegi ve peynir yiyor. Bir de mandalin/portakal suyu iciyor. Yakinda zeytin de vermeye baslayacagim. Bir de pekmezi ekleyeyim istiyorum ama nasil bilemiyorum.
- Meyvelerle arasi cok iyi. Kis meyvelerinden Armut yiyor. Elmayi cok tercih etmiyor. Muz ve kiviye bayiliyor. Her gun haslanmis ve ezilmis kuru kayisi veya erik yiyor.
- Muzu cok seviyor, isirarak yiyor. Biraksam kocaman parcalar koparacak. Engelledigim icin kiziyor bana.
- Yogurda bayiliyor, ne kadar tok olursa olsun, yogurda asla hayir demiyor.
- Sebzelere olan ilgisi biraz azaldi. Tahminim kahvaltiya basladigimiz icin eskisi kadar ac olmuyor ogle yemegi vaktinde.
NOT: Turkce karakterler icin kusura bakmayin, farkli bir bilgisayarda yaziyorum, bu seferlik boyle oldu.
8 Şubat 2012 Çarşamba
19 Ocak 2012 Perşembe
Alkış
Ece bir iki hafta önce alkış yapmayı öğrendi. O kadar hoşuna gitti ki her fırsatta yapıyor.
Geçen gece normalden fazla uyandı, uyku sersemi yanına gittim. Kucağıma gelir gelmez başladı alkış yapmaya.
"Yaşasın yine başardım annemi getirmeyi"
Geçen gece normalden fazla uyandı, uyku sersemi yanına gittim. Kucağıma gelir gelmez başladı alkış yapmaya.
"Yaşasın yine başardım annemi getirmeyi"
18 Ocak 2012 Çarşamba
çığlık çığlığa
Ece 2-3 aylıkken başlamıştı sesler çıkartmaya. Her geçen ay arttı çıkarttığı sesler. Önce agularla başladı, sonra ba, da, ma geldi. Son iki aydır yeni bir eğlencesi var Ece'nin: Çığlık atmak.
Keyfi yerinde olduğu zamanlarda tüm gücüyle çığlık atıyor. Ama nasıl bir ses. En yüksek perdeden. Kulaklarımız çınlıyor resmen. Kedimiz Bilbo da kaçacak delik arıyor kendine.
Deli biraz bizim kız :)
Keyfi yerinde olduğu zamanlarda tüm gücüyle çığlık atıyor. Ama nasıl bir ses. En yüksek perdeden. Kulaklarımız çınlıyor resmen. Kedimiz Bilbo da kaçacak delik arıyor kendine.
Deli biraz bizim kız :)
27 Aralık 2011 Salı
oyuncaklar ve çifte standart
Eskiden beri sinir olurum, kız ve erkek oyuncaklarındaki, kıyafetlerindeki derin uçuruma ve o küçük yaşta kuzulara dayatılan cinsiyetçi yaklaşıma. Bütün kızlar bebeklerle bütün erkekler de arabalarla mı oynamalı? Seçenekler versek ve onlar seçse daha iyi olmaz mı?
Şu ufaklık bile o küşük yaşında anlamış bu durumu. Soruyor babasına:
Neden bütün kızlar pembe renkli oyuncakları bütün erkekler de diğer renkli oyuncakları almak zorunda?
Evet neden gerçekten?
Benim hem legolarım, hem star wars kahramanlarım, hem de barbie bebeklerim vardı. Hepsini ayrı ayrı çok severdim.
Geçen gün bir arkadaşımla konuşurken farkettim ki kız ve erkek çocuklar için bu konuda bir çıfte standard var. Bir çok anne baba kız çocuklarına yogunlukla bebek, mutfak eşyası oyuncakları alsa da eğer çocukları arabalara, toplara, ya da erkeklerin ilgi duyduğu diğer oyuncaklara ilgi duyarsa çok ses çıkarmıyor. Fakat tersi anne babalarda derin endişeler yaratabiliyor. Bebeklerle ya da mutfak malzemeleriyle oynayan bir erkek çocuk... Dünya başımıza yıkılacak galiba...
Bunun gerisinde ne yazık ki toplumun erkeklere ait gördüğü değerleri yüceltip kadınlara ait gördüğü değerleri küçümsemesi var. Kızınız erkek Fatma olursa sorun yok ama tersi kabul edilemez.
Üstelik bunu anneler, yani kadınlar daha çok yapıyorlar. Ne acı...
Şu ufaklık bile o küşük yaşında anlamış bu durumu. Soruyor babasına:
Neden bütün kızlar pembe renkli oyuncakları bütün erkekler de diğer renkli oyuncakları almak zorunda?
Evet neden gerçekten?
Benim hem legolarım, hem star wars kahramanlarım, hem de barbie bebeklerim vardı. Hepsini ayrı ayrı çok severdim.
Geçen gün bir arkadaşımla konuşurken farkettim ki kız ve erkek çocuklar için bu konuda bir çıfte standard var. Bir çok anne baba kız çocuklarına yogunlukla bebek, mutfak eşyası oyuncakları alsa da eğer çocukları arabalara, toplara, ya da erkeklerin ilgi duyduğu diğer oyuncaklara ilgi duyarsa çok ses çıkarmıyor. Fakat tersi anne babalarda derin endişeler yaratabiliyor. Bebeklerle ya da mutfak malzemeleriyle oynayan bir erkek çocuk... Dünya başımıza yıkılacak galiba...
Bunun gerisinde ne yazık ki toplumun erkeklere ait gördüğü değerleri yüceltip kadınlara ait gördüğü değerleri küçümsemesi var. Kızınız erkek Fatma olursa sorun yok ama tersi kabul edilemez.
Üstelik bunu anneler, yani kadınlar daha çok yapıyorlar. Ne acı...
9 Aralık 2011 Cuma
Ece bu aralar ...
- Çok dengeli bir şekilde oturuyor. Çok heyecanlanırsa kendini geriye attığından arkasına bir yastık koyuyorum :)
- İsmine bakmaya başladı (bazen)
- Bilbo nerede diye sorduğumuzda (kendisi bizim kedimiz olur) etrafına bakınıp bilboyu arıyor (bazen)
- 6 dişi birden beyaz beyaz parlıyor, sanırım şimdi de alt yan dişler geliyor.
- Eline geçen her şeyi atıp sonra da arkasından bakıyor.
- İsmine bakmaya başladı (bazen)
- Bilbo nerede diye sorduğumuzda (kendisi bizim kedimiz olur) etrafına bakınıp bilboyu arıyor (bazen)
- 6 dişi birden beyaz beyaz parlıyor, sanırım şimdi de alt yan dişler geliyor.
- Eline geçen her şeyi atıp sonra da arkasından bakıyor.
7 Aralık 2011 Çarşamba
Depresif
Son yazılarıma topluca bakınca farkettim ki hep sorunlardan bahsediyorum bir süredir. Bu aralar çok keyfim yok, ve bu durum yazılara da yansıyor.
Ben işteyken Ece'nin keyfinin yerinde olduğundan emin olsam daha iyi olacak keyifler. Hala biberondan (ya da bardaktan ya da baska herhangi bir nesneden) sütü içmiyor. Bu gün bardaktan içtiği suyu bile içinde süt olma ihtimaline karşı reddetmiş :)
Belki de doyuyor katı gıdalarla. Geçen gün sebzesinden önce vermeyi denedik sütünü. Çok içmemiş ama reddetmemiş de. Belki de bir süredir o saatlerde keyif için emiyordu doymaktan çok. Biraz daha bekleyip sonra doktorumuza danışacağım, bakalım ne diyecek.
Ben işteyken Ece'nin keyfinin yerinde olduğundan emin olsam daha iyi olacak keyifler. Hala biberondan (ya da bardaktan ya da baska herhangi bir nesneden) sütü içmiyor. Bu gün bardaktan içtiği suyu bile içinde süt olma ihtimaline karşı reddetmiş :)
Belki de doyuyor katı gıdalarla. Geçen gün sebzesinden önce vermeyi denedik sütünü. Çok içmemiş ama reddetmemiş de. Belki de bir süredir o saatlerde keyif için emiyordu doymaktan çok. Biraz daha bekleyip sonra doktorumuza danışacağım, bakalım ne diyecek.
Anne yardım et...
Geçen hafta sonu Ece için biraz dertli geçti. Katı gıdalara alışmaya çalışan minik sindirim sistemi greve gitti ve Ece kabız oldu. Teşhisi koyduktan sonra çözümü kolay aslında. Bazı yiyecekleri kes, bol su, kuru kayısı, kuru erik, armut, vs. yedir, tamamdır.
Tamam ama sonucu hemen alamıyorsun ki. Belli bir zaman geçmesi gerekiyor, yenilen şeyler dışarıya çıkmaya hazır hale gelinceye kadar.
Kuzunun çok canı yandığı her halinden belli. Bir yandan yapmaya çalışıyor, bir yandan ağlıyor, bir yandan da gözümün tam içine bakıyor, dertli dertli. Çok belli, yardım istiyor. İnsanın nasıl içi acıyor. Anne yüreği istiyor ki o anda çözebilsin yavrusunun sorununu, acısını geçirebilsin. Ama olmuyor her zaman. Bazen yapman gereken herşeyi yaptıktan sonra beklemek gerekiyor ve o bekleyiş süresince tek yapabileceğin şey onun yanında olmak.
Tamam ama sonucu hemen alamıyorsun ki. Belli bir zaman geçmesi gerekiyor, yenilen şeyler dışarıya çıkmaya hazır hale gelinceye kadar.
Kuzunun çok canı yandığı her halinden belli. Bir yandan yapmaya çalışıyor, bir yandan ağlıyor, bir yandan da gözümün tam içine bakıyor, dertli dertli. Çok belli, yardım istiyor. İnsanın nasıl içi acıyor. Anne yüreği istiyor ki o anda çözebilsin yavrusunun sorununu, acısını geçirebilsin. Ama olmuyor her zaman. Bazen yapman gereken herşeyi yaptıktan sonra beklemek gerekiyor ve o bekleyiş süresince tek yapabileceğin şey onun yanında olmak.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)