27 Aralık 2011 Salı

oyuncaklar ve çifte standart

Eskiden beri sinir olurum, kız ve erkek oyuncaklarındaki, kıyafetlerindeki derin uçuruma ve o küçük yaşta kuzulara dayatılan cinsiyetçi yaklaşıma. Bütün kızlar bebeklerle bütün erkekler de arabalarla mı oynamalı? Seçenekler versek ve onlar seçse daha iyi olmaz mı?

Şu ufaklık bile o küşük yaşında anlamış bu durumu. Soruyor babasına:
Neden bütün kızlar pembe renkli oyuncakları bütün erkekler de diğer renkli oyuncakları almak zorunda?
Evet neden gerçekten?

Benim hem legolarım, hem star wars kahramanlarım, hem de barbie bebeklerim vardı. Hepsini ayrı ayrı çok severdim.

Geçen gün bir arkadaşımla konuşurken farkettim ki kız ve erkek çocuklar için bu konuda bir çıfte standard var. Bir çok anne baba kız çocuklarına yogunlukla bebek, mutfak eşyası oyuncakları alsa da eğer çocukları arabalara, toplara, ya da erkeklerin ilgi duyduğu diğer oyuncaklara ilgi duyarsa çok ses çıkarmıyor. Fakat tersi anne babalarda derin endişeler yaratabiliyor. Bebeklerle ya da mutfak malzemeleriyle oynayan bir erkek çocuk... Dünya başımıza yıkılacak galiba...

Bunun gerisinde ne yazık ki toplumun erkeklere ait gördüğü değerleri yüceltip kadınlara ait gördüğü değerleri küçümsemesi var. Kızınız erkek Fatma olursa sorun yok ama tersi kabul edilemez.

Üstelik bunu anneler, yani kadınlar daha çok yapıyorlar. Ne acı...




9 Aralık 2011 Cuma

Ece bu aralar ...

- Çok dengeli bir şekilde oturuyor. Çok heyecanlanırsa kendini geriye attığından arkasına bir yastık koyuyorum :)
- İsmine bakmaya başladı (bazen)
- Bilbo nerede diye sorduğumuzda (kendisi bizim kedimiz olur) etrafına bakınıp bilboyu arıyor (bazen)
- 6 dişi birden beyaz beyaz parlıyor, sanırım şimdi de alt yan dişler geliyor.
- Eline geçen her şeyi atıp sonra da arkasından bakıyor.

7 Aralık 2011 Çarşamba

Depresif

Son yazılarıma topluca bakınca farkettim ki hep sorunlardan bahsediyorum bir süredir. Bu aralar çok keyfim yok, ve bu durum yazılara da yansıyor.

Ben işteyken Ece'nin keyfinin yerinde olduğundan emin olsam daha iyi olacak keyifler. Hala biberondan (ya da bardaktan ya da baska herhangi bir nesneden) sütü içmiyor. Bu gün bardaktan içtiği suyu bile içinde süt olma ihtimaline karşı reddetmiş :)

Belki de doyuyor katı gıdalarla. Geçen gün sebzesinden önce vermeyi denedik sütünü. Çok içmemiş ama reddetmemiş de. Belki de bir süredir o saatlerde keyif için emiyordu doymaktan çok. Biraz daha bekleyip sonra doktorumuza danışacağım, bakalım ne diyecek.

Anne yardım et...

Geçen hafta sonu Ece için biraz dertli geçti. Katı gıdalara alışmaya çalışan minik sindirim sistemi greve gitti ve Ece kabız oldu. Teşhisi koyduktan sonra çözümü kolay aslında. Bazı yiyecekleri kes, bol su, kuru kayısı, kuru erik, armut, vs. yedir, tamamdır.

Tamam ama sonucu hemen alamıyorsun ki. Belli bir zaman geçmesi gerekiyor, yenilen şeyler dışarıya çıkmaya hazır hale gelinceye kadar.

Kuzunun çok canı yandığı her halinden belli. Bir yandan yapmaya çalışıyor, bir yandan ağlıyor, bir yandan da gözümün tam içine bakıyor, dertli dertli. Çok belli, yardım istiyor. İnsanın nasıl içi acıyor. Anne yüreği istiyor ki o anda çözebilsin yavrusunun sorununu, acısını geçirebilsin. Ama olmuyor her zaman. Bazen yapman gereken herşeyi yaptıktan sonra beklemek gerekiyor ve o bekleyiş süresince tek yapabileceğin şey onun yanında olmak.

2 Aralık 2011 Cuma

Biberon Boykotu


Ece 4 aylıkken çalışmaya basladığımda, başlama tarihinden 2 hafta kadar önce başlamıştık biberon denemelerine. Başlarda tamamen reddetti Ece biberonu. Emzik de kullanmıyordu zaten. Memenin yapayını sevmiyor çocuk :) Sonra yavaş yavaş kabullendi ve çalıştığım 1 ay boyunca sorunsuz içti sütlerini. Sonrasında benim çalışmadığım geçtiğimiz 2 ay boyunca hep beraberdik, biberona ihtiyaç olmadı hiç. Tekrardan biberon alması sorun olmaz diye düşünmüştüm, hata etmişim. Dün akşam ilk denemeyi yaptık ve hüsranla sonuçlandı. Bu gün işteydim, kesinlikle içmemiş sütü biberondan. Çok inatçı, annesine çekmiş kuzu :)

Ece 5 gün sonra 7,5 aylık olacak. Buradaki doktorumuz 8. ayda günde 2 öğünü sadece katı gıdalarla yapabilirsiniz demişti. Eğer almazsa biberonu, o zaman sabah emzireceğim, sonra aksam 6'da eve gelince emzireceğim tekrar, bir de yatmadan önce tekrar. Aralarda sebzeler, etler, meyveler ve yogurt. Ama bu kadar anne sütü yetecek mi kuzuya?


29 Kasım 2011 Salı

sulugoz

Annelik insanı değiştiriyor. Bende de, dışarıdan görülebilen, görülemeyen, henüz farkında olduğum, olmadığım, bir sürü değişiklik olmuştur. Ama bir tanesi var ki, hiç hoşnut değilim: Ece'nin doğumuyla birlikte iyiden iyiye sulu gözlü biri oldum çıktım.

Eskiden de çok farklı olduğumu iddia etmiyorum. Özellikle film izlerken, en ufağından duygu kırıntısı içeren bir sahne varsa çok zor tutarım kendimi, hemen gözler yaşlanır. Potansiyel varmış demek ki önceden de. Ama süper gizlerim. Kimse anlamaz gözlerimin dolduğunu. Bir tek Onurcum çok iyi tanır beni, o anlar hemen.

Ama artık her şeye doluyor gözlerim. Özellikle içinde çocuk olan her hangi bir konu, beni tetiklemeye yetiyor :) Gizlemek de iyice zorlaştı artık. Bir çözüm bulmak lazım.

tekrar iş

Ağustos sonunda, Ece 4 aylıkken işe başlamıştım. Ama geçici bir işe başlamaydı o. Üzerinde çalıştığım projenin bitmesine 1 ay kalmıştı, yeni projeme de hemen arkasından başlamamaya karar vermiştim. Dolayısıyla 1 ay çalıştım sonra tekrar ara verdim. Şimdi, 1 Aralık'ta tekrardan başlıyorum işe.

İşe başlayacak olmanın bende yarattığı stres yetmezmiş gibi, bu gün bakıcımız hastalandı. Umarım perşembeye kadar toparlar, yoksa ilk günden ben gelemiyorum demek biraz uygunsuz olacak :)