19 Aralık 2010 Pazar

bebişin ismi

Galiba bir isim üzerinde netleşiyoruz. Henüz yazmayacağım buraya, belki değişir fikrimiz. Ama dün gece ilk kez bebişe o isimle seslendik.

Bu gün 23. hafta bitti. Bebişin hareketlerini ben yaklaşık 1 ay önce (18-19 hafta civarı) hissetmeye başlamıştım. Aslında bilemiyorum hissettiğim şey hareket mi değil mi. Son iki gündür ise dışarıdan elimle de hisseder oldum bu hareketleri (gerçi hala, acaba bu gaz mı yoksa hareket mi diye düşünmüyor da değilim :)). Dün Onur da eliyle hissetti bebişin hareketi olduğunu düşündüğüm şeyleri. Bunu da buraya not etmiş olalım...

uyku

Çocukluğumdan beri hiç çok uyuyan biri olmadım, ve genellikle hep erkenden uyanırım. Yazlarımı Samsun'da anneannem veya babaannemlerin yazlığında geçırirdim. Sabahın 6'sında ayaklanırdım genelde. Sevgili babaannemin uyku problemi vardı. Uyuyamaz, sabah erkenden de ayaklanırdı (benden önce tabi, muhtemelen 4-5 civarı). Beni o saatte ayakta görünce çok üzülürdü. "Kızım ben uyuyamıyorum bari sen uyu" derdi.

Hamile kaldığımda herkes dedi ki, özellikle ilk üç ay çok uyuyacaksın. Tamamen yalan, en azından benim için. Hayalim tüm hayatım boyunca hiç uyumadığım uzun uykuları bu dönemde gerçekleştirmekti. Ama... Tuvalete kalkmak için sabaha karşı uyandıktan sonra, uyu bakalım tekrar; mümkün değil.
Bu sabah da saat 5:15'te uyandım. İkinci üç ay bitmek üzere, son üç ayda da, duyduğum kadarıyla, uykular çok rahat olamıyormuş. Acaba benim için yine tersi geçerli olur mu?

seyahatler, seyahatler ...

Başlık sanırım neden uzun süredir yazamadığımı açıklıyor :) Bloga başladıktan hemen sonra bu kadar uzun bir ara vermek hoş olmadı tabi. Hemen kendimi sorgulamaya başladım. Neyse, şimdilik bu durumdan sorumlu olarak sadece seyahatimi görüyorum :)

Konferanslara katılmak işimin önemli bir parçası. Hem kendi çalışmalarınızı başkalarına anlatıp onların yaptığınız işten haberdar olmasını sağlıyorsunuz, hem kendi işinizle ilgili diğer araştırmacılardan yorumlar alıyorsunuz hem de başkalarının neler yaptığından haberdar oluyorsunuz. Yeni yerler görmek de işin cabası :)

Hamileliğim boyunca iki büyük seyahatim oldu, biri kasım başında Çin'e (Pekin), diğeri iki hafta önce Kanada'ya (Vancouver). İkisi de çok güzel geçti, bebiş de dünyanın iki ucunu göremese de havasını, suyunu aldı :) Umarım beğenmiştir...

oya çin seddi'nde

whistler - 2010 kış olimpiyatları mekanı (hamile olmasam hiç kaçırmaz kayardım, bakmakla yetindim bu sefer)

viral enfeksiyonlar için tavsiyeler



Bir başka sitede Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta'nın viral enfeksiyonlara bağlı öksürüğü olan çocuklar için annelere bazı tavsiyelerini okudum. Unutmayayım diye buraya yazayım istedim, günü gelince lazım olur :)
BİR: Bu tür enfeksiyonlarda antibiyotik kullanmak gereksiz, hatta zararlıdır çünkü antibiyotiklerin virüsler üzerine hiçbir etkisi yoktur. Antibiyotikler, sadece orta kulak iltihabı, sinüzit, bronşit gibi komplikasyonlar için doktor tavsiyesi ile kullanılmalıdır.
İKİ: Öksürük ve soğuk algınlığı şuruplarından da uzak durun. Bunun yerine çocuğunuza bol sıvı verin, seviyorsa ıhlamur, ada çayı, nane-limon çayı içirin. Çocuğun odası nemli olsun. Radyatörlere su kapları, sobaların üzerine çaydanlık koyun. Odaları her gün havalandırın ve ev içinde sigara içilmesine mani olun.
ÜÇ: Vitaminlerin de bağışıklığı kuvvetlendirdiği ileri sürülen ilaçların da hiçbir faydası olmadığı aklınızda bulunsun. C vitamininin sağlıklı hayat için gerekli olduğu, antioksidan özelliği bulunduğu elbette doğrudur ama vitaminler ilaç olarak değil de meyve ve sebze yiyerek alınmalıdır. Mandalina, portakal, havuç, greyfurt gibi meyveleri ve her türlü sebzeyi bolca yiyin.
DÖRT: Çocuğun ateşi çok yükselse bile şayet onu iştahsız, halsiz bırakmıyorsa, aktivitelerini etkilemiyorsa hemen ateş düşürücü şurup ve fitillere sarılmayın. Yüksek ateşin virüslerin vücutta üremelerini durdurduğunu unutmayın. 
BEŞ: Burun tıkanıklığının en iyi ve en zararsız tedavisinin buruna serum fizyolojik ismi sıvının damlatılması ve ortamın nemlendirilmesi olduğunu unutmayın. Eczanelerde deniz veya okyanus suyu adıyla satılan burun damlalarına dünyanın parasını ödemeyin. “Bir litre kaynatılıp soğutulmuş suda 1 çay kaşığı sofra tuzunu eriterek” kendi serum fizyolojiğinizi yapın.
ALTI: Havuçlu, patatesli, kerevizli, soğanlı, maydanozlu tavuk sulu çorbaları soğuk algınlığının bir numaralı ilacıdır.

3 Aralık 2010 Cuma

bebişin ilk resimleri

Aslında ilk ultrasondan beri çeşitli resimler var elimizde ama bunlar gerçekten bir şey anlaşılan ilk resimler. Bir de 3 boyutlular geldi bu gün. Evet, bu gün 2. trimester taramasına gittik, her şey normalmiş. Cinsiyeti de kesin öğrendik. Artık bebiş demek yerine bir kız ismi belirlememiz gerekiyor :)

Ultrasonun yapılacağı hastaneye gitmemiz epey olaylı oldu. Her yer karlı, yetmezmiş gibi arabanın lastiğine bir çivi girmiş, hava kaçırıyor. Onur dün lastikçiye gitti, adamlar çok yoğunlar çünkü herkes kar lastiği taktırıyor kar sezonu erken açıldı diye. Demişlerki çok yoğunuz, şimdi hava basalım bu sizi bir iki gün idare eder, yarın gelirsiniz yaparız. Lastik sorunlu olunca yavaş gitmek gerekiyor tabi, bir de sabah akşam günde iki defa hava basmak. Bir de hastaneye giden ana yolda çalışma varmış. Ara yollardan en sonunda ulaştık.




cenevre'de kış

Cenevre'ye geleli 1,5 sene oldu. 2009 Haziran'da gelmiştik. Geçen sene havaların soğuması Aralık ortasını bulmustu, kışın ilk karı 18 Aralık'ta yağmıştı. Bize demişlerdi ki, aslında şehire kar çok nadir yağar. Yine de geçen sene epey kar yağmıştı. Bu sene daha erken geldi soğuklar, ilk kar yağalı 1-2 hafta oldu. Bu hafta da Cenevre'ye son 20 yılın en yoğun karı yağdı. Aşağıdaki iki resim bizim evin salonundan cekildi. Üstteki resim geçen kış ve alttaki bu kış yağan karı gösteriyor. Bakalım bu kış nasıl geçecek...



ilk yazı ...

Bu gün Onur dedi ki, "Bence günlük tutmalısın". Ben ortaokuldayken günlük tutma denemesi yapmış ama feci şekilde başarısız olup vazgeçmiştim; bu ikinci deneme olacak. Hadi bakalım, herkese hayırlı olsun :)