Ağustos sonunda, Ece 4 aylıkken işe başlamıştım. Ama geçici bir işe başlamaydı o. Üzerinde çalıştığım projenin bitmesine 1 ay kalmıştı, yeni projeme de hemen arkasından başlamamaya karar vermiştim. Dolayısıyla 1 ay çalıştım sonra tekrar ara verdim. Şimdi, 1 Aralık'ta tekrardan başlıyorum işe.
İşe başlayacak olmanın bende yarattığı stres yetmezmiş gibi, bu gün bakıcımız hastalandı. Umarım perşembeye kadar toparlar, yoksa ilk günden ben gelemiyorum demek biraz uygunsuz olacak :)
29 Kasım 2011 Salı
23 Kasım 2011 Çarşamba
7. ay
Arkadaşlarımın çocuklarını gördükçe, büyümelerini izledikçe daha da iyi anlıyorum. Zaman göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor, çok çabuk büyüyorlar. Her anın tadını çıkarmak lazım.
Ece 7 aylık oldu. Doğumu, onu ilk kucağıma alışım daha dün gibi. Son 2 ayda o kadar hızla büyüdü ve değişti ki. Hem bu halleri çok hoşuma gidiyor hem de arada yenidoğan zamanları gözümün önüne geliyor, özlüyorum. Bir yandan da daha büyük hallerini düşünüyor, sabırsızlanıyorum. Karışık duygular...
Ece 7 aylık oldu. Doğumu, onu ilk kucağıma alışım daha dün gibi. Son 2 ayda o kadar hızla büyüdü ve değişti ki. Hem bu halleri çok hoşuma gidiyor hem de arada yenidoğan zamanları gözümün önüne geliyor, özlüyorum. Bir yandan da daha büyük hallerini düşünüyor, sabırsızlanıyorum. Karışık duygular...
16 Kasım 2011 Çarşamba
Dişler ve katı gıdalar
Ece'nin dişleri son hızla gelmeye devam ediyor. İlki (alt ön sağ) Ece 5,5 aylıkken, İzmir'e gitmemizden hemen sonra çıktı. İkincisi de (alt ön sol) ondan 1 hafta sonra İstanbul'dayken. Şımdi de üstler gelmeye başladı. Hem de dördü birden geliyor. Önce üst yan dişler çıktı, üst ön sağ diş de çıkmak üzere. Sanırım 1 haftaya kadar diğeri de çıkacak. Ece 7. ayını tamamlarken 6 dişi çıkmış olacak.
Çok kaşınıyor dişleri. Biraz dişlerin de etkisiyle sanırım, kendi kendine uyuyamıyor artık. Bu yetmiyormuş gibi şimdi de emerek uyumak istiyor. Ek gıdalara geçişle beraber yemek düzeni de bozuldu biraz, acaba aç mı kalıyor diye endişeleniyorum. Ne zormuş bu ek gıdalara geçiş :(
Şimdilik bir sürü şeyden tattırıyorum. Elma, armut, erik, muz, şeftaliyi cam rendeden geçirip kaşıkla yediriryorum. Çok seviyor. Kuru erik ve kuru kayısıyı az suda haşlayıp süzgeçten geçirip yediriyorum, bunları da çok seviyor. Yoğurda bayılıyor. Bunlar dışında sebzelerden havuç, patates, brokkoli, kabak ve ıspanak tattı. Bir iki kaşık aldı ama çok sevdiğini söyleyemeyeceğim. Bir kere havuç, kabak, tavuk, zeytinyağ karışımı verdim. Çok sevmedi ama çok itiraz da etmedi. Yumurta da tattırdım. Önce tek başına, sonra anne sütü ile karıştırıp. O da pek sevilmedi.
Bir kaç yerde bu aylarda artık eline çok sert olmayan elma, armut gibi meyveler verebilirsiniz diye yazıyor. Daha henüz dişleri çıkmamışken veriyordum aslında. Ama alt dişleri çıkınca parça koparmaya başladı yediği şeyden. Bir keresinde epey zorlandı kopardığı parçayı yutamayınca. Ben de ondan sonra vermemeye başladım. Sanırım tekrar deneyeceğim bu aralar.
Çok kaşınıyor dişleri. Biraz dişlerin de etkisiyle sanırım, kendi kendine uyuyamıyor artık. Bu yetmiyormuş gibi şimdi de emerek uyumak istiyor. Ek gıdalara geçişle beraber yemek düzeni de bozuldu biraz, acaba aç mı kalıyor diye endişeleniyorum. Ne zormuş bu ek gıdalara geçiş :(
Şimdilik bir sürü şeyden tattırıyorum. Elma, armut, erik, muz, şeftaliyi cam rendeden geçirip kaşıkla yediriryorum. Çok seviyor. Kuru erik ve kuru kayısıyı az suda haşlayıp süzgeçten geçirip yediriyorum, bunları da çok seviyor. Yoğurda bayılıyor. Bunlar dışında sebzelerden havuç, patates, brokkoli, kabak ve ıspanak tattı. Bir iki kaşık aldı ama çok sevdiğini söyleyemeyeceğim. Bir kere havuç, kabak, tavuk, zeytinyağ karışımı verdim. Çok sevmedi ama çok itiraz da etmedi. Yumurta da tattırdım. Önce tek başına, sonra anne sütü ile karıştırıp. O da pek sevilmedi.
Bir kaç yerde bu aylarda artık eline çok sert olmayan elma, armut gibi meyveler verebilirsiniz diye yazıyor. Daha henüz dişleri çıkmamışken veriyordum aslında. Ama alt dişleri çıkınca parça koparmaya başladı yediği şeyden. Bir keresinde epey zorlandı kopardığı parçayı yutamayınca. Ben de ondan sonra vermemeye başladım. Sanırım tekrar deneyeceğim bu aralar.
12 Kasım 2011 Cumartesi
9 Kasım 2011 Çarşamba
Ece minicikken: Emzirme ve fazla süt problemi
Ece doğduğundan beri hep emmeyi çok seven bir bebek oldu. Doğum sonrası 3. günde sütüm geldiğinde çok sevindim çünkü fizyolojik sarılık başlamıştı ve artık midesine bir şeyler gitmesi gerekiyordu. Zamanla fark ettim ki benim vücudum Ece'nin ihtiyacı olandan daha fazla süt üretiyor ve bu durumun da kendine özgü problemleri var (sütün azı kadar fazlası da problem anlayacağınız). İlk 6 hafta boyunca (süt üretimi 6 hafta içinde arz-talepe göre dengeleniyor, azsa artıyor, fazlaysa azalıyor, sonuçta bebeğin ihtiyacı olan miktara geliyor) bu problemleri yaşadık. İnternette arştırınca fazla süt (Oversupply) probleminin yaşanan, bilinen bir problem olduğunu gördüm ve çözüm önerilerini öğrendim. İşin ilginci ne doğum sonrası gelen ebe ne de ilk ayda gittiğim doktorum bana bundan bahsetti. Ben "Ece saatte bir emmek istiyor" dediğimde konuştuğum kişiye göre farklı tepkiler alıyordum. Parantez içindekiler benim bu tepkilere cevaplarım. Bu cevapları o zaman değil sonrasında buldum, kendi cevaplarımın doğruluğundan zamanla emin oldum.
- sütün yetmiyor mu acaba? çok sık emmek istiyor bu çocuk (hayır sütüm çok fazla, hatta o kadar fazla ki emerken boğulacak gibi oluyor, bazen burnundan bile süt geliyor. Bu arada o ilk aylarda Ece ayda 1,5 kilo aldığından bunu savuşturmak çok kolay oluyordu)
- gazı olduğundan emmek istiyordur (hayır bildiğin aç bu çocuk)
- 5 dk çok az daha uzun emmesi lazım (5dk'dan sonra istemiyor zorla mı vereyim)
Aşağıda yazdıklarım tamamen kendi tecrübelerim. Bu konu ile ilgili daha fazla bilgi ilginizi çekerse, http://www.kellymom.com/bf/supply/fast-letdown.html adresine bakabilirsiniz. Ben burada yazanlardan epey faydalanmıştım.
Ece'nin emme süresi genellikle 5 - 8 dk. Sonrasında bırakıyor. Ben öyle 30-40 dakika emzirdiğimi bilmem. Hala da öyledir. Bırakmasının sebebi gaz olması. Süt çok hızlı ve fazla miktarda geldiği için bebekte gaz yapıyor, hatta arada boğulur gibi oluyor. Dolayısıyla, o herkese önerilen, bir emzirme seansında her iki memeden 10-15 dk emme olayını biz hiç yapamadık. Kimse de bana başka bir opsiyon olduğunu söylemedi, internette bulduğum çeşitli kaynaklar ve iç güdülerim hariç.
Bu durumun yarattığı asıl problem şu. Bebek kısa emdiği için sütün doyurucu, yağ yönünden zengin olan kısmını alamıyor, dolayısıyla hem çabuk acıkıyor (Ece 1 saat sonra tekrar emmek isterdi) hem de sütün ilk gelen kısmı gaza sebep oluyor. Bu duruma bizim çözümümüz şöyle oldu: Ece 2 - 3 saatte bir emiyordu, her seferinde sadece tek bir memeden, ama tek bir seferde değil, bir kaç seferde. Böylece sütün hem ilk hem son kısmını alabiliyordu. Bu durum Ece 3 aylik olana kadar boyle devam etti. Tek seferde ve 3 saaatte bir emmeye yaklaşık 4 aylıkken geçebildi. Ondan önce 3 saati zor buluyorduk. 4 saate hiç çıkmadı, çok nadir uzun uyuduğu uykulu günleri hariç.
Yukaridaki sebeplerden Ece ilk zamanlarda hiç keyif için emmedi ve emme süresi hep çok kısa oldu. Şimdi de çok nadir keyif için emer ve artık büyüyüp güçlendiği için 5 dakikada bitirir öğününü.
Bu yazıyı neden yazdım?
Ben zamanında çok sıkmıştım kendimi bu durum sebebiyle. Neyse ki Ece'nin kilo alım hızı normalin çok üstündeydi de sütüm az mı acaba diye hiç düşünmedim. Ama öyle olmasaydı, daha farklı olurdu. Bu kadar sık emmek isteyen bir bebek görünce herkes diyor ki "sütün az herhalde". Sonrası zaten bir kısır döngü. Anne üzülüyor, üzüldüğü için sütü artmıyor, vs...
Başkalarını da dinlemek lazım, farklı bilgileri bakış açılarını öğrenmek için. Ama o bilgileri mutlaka annenin kendi süzgecinden geçirmesi gerekiyor.
Yukaridaki sebeplerden Ece ilk zamanlarda hiç keyif için emmedi ve emme süresi hep çok kısa oldu. Şimdi de çok nadir keyif için emer ve artık büyüyüp güçlendiği için 5 dakikada bitirir öğününü.
Bu yazıyı neden yazdım?
Ben zamanında çok sıkmıştım kendimi bu durum sebebiyle. Neyse ki Ece'nin kilo alım hızı normalin çok üstündeydi de sütüm az mı acaba diye hiç düşünmedim. Ama öyle olmasaydı, daha farklı olurdu. Bu kadar sık emmek isteyen bir bebek görünce herkes diyor ki "sütün az herhalde". Sonrası zaten bir kısır döngü. Anne üzülüyor, üzüldüğü için sütü artmıyor, vs...
Başkalarını da dinlemek lazım, farklı bilgileri bakış açılarını öğrenmek için. Ama o bilgileri mutlaka annenin kendi süzgecinden geçirmesi gerekiyor.
8 Kasım 2011 Salı
6,5 aylık annenin izlenimleri
Kuzuyla 6,5 ayımızı tamamladık. Acemi anne ve babadan yavas yavas normal anne babaya evrildik, her geçen gün de evrilmeye devam ediyoruz. Geriye baktığımda yaşadığım bu sürecin bana gösterdiği en önemli şey kendine güvenmenin çok önemli olduğu. İlk kez anne oluyor bile olsan günün 24 saatini birlikte geçirdiğin bebeğinin ihtiyaçlarını yine en iyi sen biliyorsun. Tecrübe çok önemli ama aynı zamanda her bebek kendine özgü. O bebeğin ihtiyacını da en iyi annesi anlıyor.
Unutmamak için Ece ile ilgili emzirme, uyku, vs ile ilgili başımızdan geçenleri ara ara yazmaya karar verdim. Zamanında yazamamıştım, ancak sıra geldi. Bundan sonraki bir kaç yazı bunlarla ilgili :) Tamamen kendime notlar aslında. Bundan yıllar sonra okuyup hatırlamak için...
Unutmamak için Ece ile ilgili emzirme, uyku, vs ile ilgili başımızdan geçenleri ara ara yazmaya karar verdim. Zamanında yazamamıştım, ancak sıra geldi. Bundan sonraki bir kaç yazı bunlarla ilgili :) Tamamen kendime notlar aslında. Bundan yıllar sonra okuyup hatırlamak için...
7 Kasım 2011 Pazartesi
vatana ayak bastık ve donduk :)
çook uzun zaman oldu yazmayalı. Özetle geçtiğimiz 2 ayda şunlar oldu:
İşe dönüp bir ay çalıştıktan sonra projemi bitirdim. Yeni projeye Aralık başında başlıyorum, yani iki ay tatil :) (Ne yazık ki 1 ayı bitti bile)
İzmir'e geldik. Ece tüm aileyle tanıştı. İlk başlardaki yabancılama zamanla yerini sosyal cimcime olmaya bıraktı. Herkesi tek tek inceliyor, sonra da başlıyor gülücükler dağıtmaya.
Arada 3 günlüğüne İstanbul'a geldik. Tam bir koşturmaca içinde geçti. Sabah arkadaşlarla kahvaltı, öğle yemeğinde iş arkadaşları, akşam kuzenler derken İstanbul seyahatinin sonuna geldik. Geride göremediğimiz, yeterince zaman geçiremediğimiz bir dolu kişi bırakarak İzmir'e döndük.
Ece çok büyüdü. Algıları, kendini ifade edebilmesi, hareketleri çok gelişti. Ece bebekken diye başlayan cümleler kurmaya bile başladık.
Sürekli konuşuyor. Çığlıklar atıyor. Bazen o kadar yüksek sesler çıkarıyor ki kendine bir zarar verecek diye endişeleniyorum :)
Alt iki dişi çıktı. Üstler de çıkmak üzere sanırım, bu ara çok kaşınıyor.
Sanırım dişlerin de çıkmasıyla sss, tsss sesleriyle beraber baloncuklar yapmaya başladı. Çok keyif alıyor.
Yerde oyuncaklarıyla oynamayı çok seviyor. Sürekli bir o tarafa, bir bu tarafa dönüyor. Oturma konusunda da epey ilerledi. Dengesini sağlıyor ama etrafta ilgisini çeken bir oyuncak vs. varsa ona uzanayım derken düşüyor :) Zıplama, yere basma gibi konularda isteksiz henüz.
Uyku konusunda epey yol kat ettik. Arada yine kucak istese de çoğunlukla yatağına bırakıyorum, kendi kendine uyuyor. Bir kedisi var, ona sarılıyor, yiyor, emiyor, bu arada konuşuyor konuşuyor konuşuyor (epey yüksek sesle) sonra bir anda uyuyuveriyor :) Uyuyamazsa yanına gidiyorum, biraz kucağımda duruyor, sonra yine yatağına gitmek istiyor.
Gece uyanmaları 1 iken 2ye çıktı. Sanırım dişler sebebiyle. Şimdilik idare ediyorum da işe başlayınca bakalım nasıl olacak.
Katı gıdalara başladık. Meyveleri ve yoğurdu çok seviyor. Yeşil sebzelerde henüz pek başarı sağlayamadık. Biraz yavaştan gidiyoruz sanırım. Bu ay biraz hızlansak iyi olacak.
Kendi kendime söz verdim, bu ay her gün ya da gün aşırı yazacağım mutlaka.
işte size Ece cücesi
İşe dönüp bir ay çalıştıktan sonra projemi bitirdim. Yeni projeye Aralık başında başlıyorum, yani iki ay tatil :) (Ne yazık ki 1 ayı bitti bile)
İzmir'e geldik. Ece tüm aileyle tanıştı. İlk başlardaki yabancılama zamanla yerini sosyal cimcime olmaya bıraktı. Herkesi tek tek inceliyor, sonra da başlıyor gülücükler dağıtmaya.
Arada 3 günlüğüne İstanbul'a geldik. Tam bir koşturmaca içinde geçti. Sabah arkadaşlarla kahvaltı, öğle yemeğinde iş arkadaşları, akşam kuzenler derken İstanbul seyahatinin sonuna geldik. Geride göremediğimiz, yeterince zaman geçiremediğimiz bir dolu kişi bırakarak İzmir'e döndük.
Ece çok büyüdü. Algıları, kendini ifade edebilmesi, hareketleri çok gelişti. Ece bebekken diye başlayan cümleler kurmaya bile başladık.
Sürekli konuşuyor. Çığlıklar atıyor. Bazen o kadar yüksek sesler çıkarıyor ki kendine bir zarar verecek diye endişeleniyorum :)
Alt iki dişi çıktı. Üstler de çıkmak üzere sanırım, bu ara çok kaşınıyor.
Sanırım dişlerin de çıkmasıyla sss, tsss sesleriyle beraber baloncuklar yapmaya başladı. Çok keyif alıyor.
Yerde oyuncaklarıyla oynamayı çok seviyor. Sürekli bir o tarafa, bir bu tarafa dönüyor. Oturma konusunda da epey ilerledi. Dengesini sağlıyor ama etrafta ilgisini çeken bir oyuncak vs. varsa ona uzanayım derken düşüyor :) Zıplama, yere basma gibi konularda isteksiz henüz.
Uyku konusunda epey yol kat ettik. Arada yine kucak istese de çoğunlukla yatağına bırakıyorum, kendi kendine uyuyor. Bir kedisi var, ona sarılıyor, yiyor, emiyor, bu arada konuşuyor konuşuyor konuşuyor (epey yüksek sesle) sonra bir anda uyuyuveriyor :) Uyuyamazsa yanına gidiyorum, biraz kucağımda duruyor, sonra yine yatağına gitmek istiyor.
Gece uyanmaları 1 iken 2ye çıktı. Sanırım dişler sebebiyle. Şimdilik idare ediyorum da işe başlayınca bakalım nasıl olacak.
Katı gıdalara başladık. Meyveleri ve yoğurdu çok seviyor. Yeşil sebzelerde henüz pek başarı sağlayamadık. Biraz yavaştan gidiyoruz sanırım. Bu ay biraz hızlansak iyi olacak.
Kendi kendime söz verdim, bu ay her gün ya da gün aşırı yazacağım mutlaka.
işte size Ece cücesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)